MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, davalı kadın yararına hükmedilen nafakalar ve ziynet alacağı yönünden, davalı kadının tarafından ise; manevi tazminat ve yoksulluk nafakası miktarı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 06.04.2015 günü tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, davacı erkeğin daha ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı erkeğin eşine zaman zaman fiziksel şiddet uyguladığı, bağımsız konut teminine yanaşmadığı, davalı kadının ise, eşine ağır hakaretler ettiği, eşini tehdit ettiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda her iki tarafın da eşit oranda kusurlu olduğunun, birinin kusurunun diğerinden üstün tutulamayacağının kabulü gerekmektedir. Hal böyle iken davacı erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye aykırı olarak gerekçeli kararın gerekçe bölümünde, davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu ve davalı kadın yararına manevi tazminata hükmedildiği belirtildiği halde, hükümde davacı erkek yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
4-Davalı kadının 18.10.2012 havale tarihli dilekçesi, cevap dilekçesi mahiyetindedir. Davalı kadın bu cevap dilekçesi ile ziynet bedeli olarak 4.060.02 TL talep etmiştir. Bu istek boşanmanın eki niteliğinde olmadığından ayrıca harca tabidir. Davalı tarafından ziynetlere ilişkin olarak başvurma harcı verilerek usulüne uygun açılmış bir dava ya da karşı dava bulunmamaktadır. Cevap dilekçesi mahiyetindeki talebe ilişkin nispi harç sonradan yatırılmış olsa dahi, bu talebi karşı dava haline getirmez. Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir davayı tetkik ve halledemez (HMK.mad. 4), O halde ziynet bedeli yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından " karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilecek yerde, bu husus nazara alınmadan, talebin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 3 nolu bentteki bozma sebebine göre manevi tazminata yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.02.07.2015(Prş.)
Full & Egal Universal Law Academy