MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından, kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Boşanma davası, koca tarafından 27.06.2012 tarihinde açılmış, tarafların gösterdikleri delilleri toplamış, mahkemece Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesinde yer alan boşanma sebebinin gerçekleştiği kabul edilerek 30.12.2013 tarihinde tarafların boşanmalarına karar verilmiş, bu karar davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce hüküm; "davacının karardan sonra 28.07.2014 tarihinde ölmüş olması sebebiyle boşanma davasının konusuz kaldığı" belirtilerek bu husus nazara alınmak suretiyle bir hüküm tesis edilmek üzere bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, ölen eşin mirasçılarının "kusur tespiti" bakımından davaya devam etmeleri üzerine davaya devam edilmiş, mirasçıların bozmadan sonra gösterdikleri deliller esas alınarak, boşanma davasının esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı eşin kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davacının gösterdiği deliller toplanmış, karar verildikten sonra henüz kesinleşmeden davacı ölmüştür. Ölüm sebebiyle davanın esasının konusuz kalmış olması sebebiyle verilen bozma kararından sonra, ölenin mirasçılarının kusur tespiti bakımından devam ettikleri davada mirasçılar yeni delil gösteremezler. Çünkü mirasbırakanları (davacı)nın gösterdiği deliller toplanmıştır. Mirasçılar ölenin göstermediği bir delile de dayanamazlar. Mahkeme, ölenin mirasçılarının takip ettiği davada, daha önce toplanmış olan delilerle sonuca ulaşmak zorundadır. Bu bakımdan bozmadan sonra ölenin mirasçılarına delil bildirme hakkının tanınması ve gösterilen bu deliller esas alınarak sonuca ulaşılması doğru olmamıştır. Kaldı ki, boşanma davası, Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesinde yer alan fiili ayrılık sebebine dayanılarak açılmıştır. Daha önceki boşanma davasının davacı tarafından açıldığı, "davalıya atfedilebilecek bir kusur tespit edilmediğinden" reddedildiği, kararın 29.05.2009 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Ret kararının kesinleşmesinden başlayarak geçen üç yıl içinde tarafların biraraya gelmedikleri ortak hayatın yeniden kurulamadığı da tartışmasızdır.
Boşanma davasının reddine ilişkin karar, davalının o davaya kadar gelinen süreçte kusurunun bulunmadığına kesin hüküm teşkil eder. Bu kesin hüküm karşısında tanıkların sözü edilen davadan önceki beyanlarına dayanılarak artık kadına kusur yüklenemez. Fiili ayrılık süresi içinde davalıya atfedilebilecek bir kusur da ispat edilmemiştir. O halde, davalının kusurlu olduğuna karar verilemez. Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.01.10.2015(Prş.)
Full & Egal Universal Law Academy