MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı-Aile Konutu Şerhi Konulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, yoksulluk nafakası, iştirak nafakalarının miktarı, ziynet alacağı ve davalı erkeğe ait taşınmazlara konulan tedbirlerin kaldırılması yönünden, davalı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, iştirak nafakalarının miktarı, aile konutu şerhi ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ortak çocuklar 22.07.1996 doğumlu ... ile 04.08.1997 doğumlu ...'nin karar tarihinden sonra, temyiz incelemesi sırasında onsekiz yaşını doldurmakla ergin oldukları ve bu suretle ana babanın velayetinden çıkmış bulunduklarının ve ayrıca bu çocuklar yönünden iştirak nafakasına hükmedilemeyeceği, ancak hükmedilen tedbir nafakasının, ortak çocuk ... yönünden ergin olduğu 22.07.2014 tarihinde kadar, ortak çocuk ... yönünden ise 04.08.2015 tarihine kadar geçerli olduğunun anlaşılmasına ve temyize konu tedbirlere yönelik davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği ve bu dosyada karara bağlanacağından davacı kadının tedbirlere yönelik temyizinin incelenmesine yer olmadığının anlaşılmasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin eşini şürekli aşağıladığı, hakaret ettiği, birden fazla kez şiddet uyguladığı, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, ailesi ile görüşmesini engellediği, birlik görevlerini yerine getirmediği, sadakatsiz davranışlarda bulunduğu, davacı kadının ise güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddedilmesi doğru değildir.
3-Mahkeme tarafından davacı kadının eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile yoksulluk nafakası talebi reddedilmiştir.Yukarıdaki bentte açıklanan sebepler ile boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek daha fazla kusurludur. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları değerlendirilerek yoksulluk nafakası konusunda hüküm kurulması gerekirken kusur durumu gerekçe gösterilerek yoksulluk nafakası talebinin reddi doğru olmamıştır. Kaldı ki, eşit kusurlu eş lehine de yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Açıklanan sebepleplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
4-Davacı kadın tarafında açılan ziynet alacağı davası reddedildiği halde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı erkek lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
5-Davacının, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince açmış olduğu dava konusu taşınmaza aile konutu şerhi konulması talepli davasında, dava konusu taşınmazın davanın açıldığı tarihten sonra 23.05.2014 tarihinde satılması nedeniyle dava tarihinden sonra konusuz hale gelmiştir. O halde; bu istem yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurmak gerekirken, yazılı şekilde 3. kişiye ait olan taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3, 4, 5. bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14.12.2015(Pzt.)