MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından, boşanma davasının reddi ve 09.01.2015 tarihli tavzih kararı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Toplanan delillerden davacı erkeğin çocuklarının olmaması nedeniyle gayri resmi evlilik yapmaya kalkıştığı,masrafları için de kadının kişisel malı sayılan altınları elinden zorla almaya çalıştığı olayda bunlara rıza göstermeyen eşine hortum ile fiziki şiddet uyguladığı, erkeğin bu eylemlerine karşılık kadının da üzerine atılı tehdit suçunu işlemiş olduğu anlaşılmaktadır.Davalı kadının münferit bu eylemi erkeğin haksız tutum ve davranışlarının sonucu oluşmuştur. Ceza davasındaki yargılamada da kadının eyleminin ağır tahrik altında işlenmiş olduğu kabul edilmiştir. Davacı kusurlu eylemlerinin devamında başka kadınla ikinci bir gayrı resmi evlilik gerçekleştirmiş ve o kadınla birlikte müşterek konutu terketmiştir. Açıklanan bu durum karşısında Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları oluşmadığından davalı kadının boşanmaya karşı itirazı hakkın kötüye kullanımı niteliğinde sayılamayacağından davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, hüküm 23.12.2014 tarihli oturumda tefhim edilmiş, tefhim edilen karara uygun gerekçeli karar oluşturulmuştur. Boşanma davası reddedilmiş, davalı kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmiş, taraflardan bir talep olmadığı halde mahkemece 09.01.2015 tarihinde resen yapılan tavzih kararı ile "tedbir nafakasının karar kesinleşmesinden sonra da devamına şeklinde" hükme ilave yapılmıştır. Hüküm, yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyorsa yahut da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, tavzih yoluna başvurulabilir (HMK.m.305/1). Tavzih için de taraflardan birinin talepte bulunması şarttır. Tarafların bu yönde bir talebi olmadan, hakim kendiliğinden (re’sen) hükmünü tavzih edemez ve tavzihle taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar sınırlandırılamaz, hüküm genişletilemez ve değiştirilemez (HMK.m.305/2).
Kaldıki kadın tarafından nafaka konusunda bağımsız bir dava açılmadığına göre boşanma davasının reddi ile davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 169. maddesi uyarınca hükmedilen tedbir nafakası ancak hüküm kesinleşinceye kadar geçerli olacağından tedbir nafakasının hükmün kesinleşmesinden sonra da devamına şeklinde de karar verilemez. Açıklanan sebeplerle tavzih hükmü usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. benttte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.22.10.2015(Prş.)