MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece "dinlenen davacı tanıklarınn hiçbirinin şiddetli geçimsizliğe ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmadığı, davacının da iddia ettiği üzere müşterek hayatın 3 hafta kadar sürdüğü, davacının davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışıyla yaşam tarzının yanlış olduğuna ilişkin bir ispatlama yoluna gitmeye çalıştığı, davacı tanıkları ..., ...'nun gece kulüplerinde çalışan kişiler olduğu, hayatın olağan akışına göre doktor olarak görev yapan davacının gece kulüplerinde çalışan kişilere eşinin fotoğrafını gösterip eşi hakkında onlardan tavsiye almasının mümkün olmadığı, davacı tanığı ... sadakatsizlik olgusuna ilişkin davalıyı bir aracın içinde çıplak bir erkekle birlikte olurken gördüğüne ilişkin beyanı yönünden ise beyanı doğrulayan başkaca bir delil olmadığından karara etkisinin olmadığı, davacının kandırılması iddiasına ilişkin davalının hayat tarzının evlenmeden önce davacı tarafça bilinmediğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, yine davacının tıp eğitimi almış, belli yaşın üstünde bir birey olduğu, günümüz teknik imkanlarıyla sanal ortamdan dahi bir kimsenin hakkında yeterince bilgi edinme imkanı vermesi nedeniyle kandırılma iddiasının yerinde görülmediği, davalının delil listesi ekinde sunduğu yazışmalarda tarafların 13/02/2014 ile 27/12/2014 tarihleri arasında boşanma davasının açılmasından kısa bir süre öncesine kadar birbirleriyie görüştükleri, birbirlerine olan sevgilerini ifade etmiş oldukları, davacının babasının görüşmelerini istememesi nedeniyle gizlice görüştükleri, davacının davalıya ev açmak istediğinin belirtildiği, görüşmelerde davacının boşanma kararından söz etmediği, evliliğe devam etmekte istekli olduğunun anlaşıldığı, bu yazışmaların davacının babasının davalıyı uygun bir eş olarak görmediği için davacıya görüşmemeleri yönünde yönlendirmede bulunduğunu göstermiş olduğu, davalı tanıklarının davacı ile davalı arasında bir geçimsizlik bulunmadığı aksine davacının davalıya olan yoğun sevgisine ilişkin olduğu ve davalının toplum tarafından kabul görmeyen bir işle uğraşmadığı, ilaç firmasında çalışarak geçimini sağladığına ilişkin görgüye dayalı beyanlarda bulunduğu, tanık beyanlarının birbiriyle tutarlı ve davalının savunmalarını destekler nitelikte olması nedeniyle beyanlara itibar edildiği, davacının dosyaya sunduğu fotoğraflarda gayrı ahlaki bir işte uğraştığına ilişkin bir görüntüye rastlanmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır (HUMK m. 254). Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu da yoktur.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı kadının; kendisine ait çiftliğin bulunduğu köyde lüks arabalarla ve değişik erkeklerle birlikte görüldüğü, yılbaşından bir süre sonra anılan çiftlikte erkeklerin de bulunduğu ortamda içki masası kurup piknik yaptığı, davalı kadının davacı ile evli olduğu dönemde eşi dışında başka erkeklerle alkollü eğlence mekanlarına gittiği, bu şekilde davalı kadının değişik erkeklerle "güven sarsıcı davranışlarının" bulunduğu, yine davalı kadının kendisine ait çiftlikte davadan 2-3 ay kadar öncesinde siyah bir araç içerisinde arka koltukta üst tarafı çıplak bir erkekle birlikte olurken görüldüğü, kadının bu davranışının ise "sadakat yükümlülüğünü ihlal" niteliğinde olduğu, bu nedenlerle davalı kadının kusurlu olduğu mahkemece dinlenen davacı tanıkları ..., ..., ... ve ...'nun beyanlarından anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşler birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davacı erkeğin boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20.02.2018(Salı)