MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; tüm yönlerden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı kadın 01.10.2014 tarihli dava dilekçesi ile Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi hükmüne dayanarak boşanma kararı verilmesini talep etmiş,, mahkeme dava dilekçesini davalı erkeğin yasal temsilcisine ilk kez yapılan tebligat olmasına karşın mernis ibaresi yazılarak Tebligat Kanunu 21/2 ye göre 30.11.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11.01.2011 tarihinde 6099 sayılı Kanunun 3. maddesiyle 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesine eklenen 2. fıkraya göre; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır". Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin bilinen adreste tebligat başlıklı 16/2. maddesinde "Bilinen en son adresi tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" denilmiştir. Yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümlerine göre öncelikle bildirilen adrese tebligat çıkarılacak, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde ise, bu kez muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddelerini farklı şekilde yorumlayarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru bulunmamıştır. Bu davranış Anayasanın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Mahkemece, davalının yasal temsilcisine dava
dilekçesi doğrudan davalının yasal temsilcisinin mernis adresine tebligat zarfının üstüne mernis adresi olduğu belirtilerek, Tebligat Kanunun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Bu durumda yapılan tebligatlar usulsüz olup, davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır (HGK 17.12.2014 tarih, 2013/1372 esas, 2014/1065 karar). O halde, mahkemece yapılacak iş; davalı erkeğin yasal temsilcisine usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği, cevap dilekçesi sunma hakkı tanınması, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m. 140) taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen delillerin toplanması ile bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde davalının yokluğunda hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda belirtildiği şekilde davalının yasal temsilcisine dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliği sağlanarak, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşaması tamamlanmadan, davalıya delillerini ve tanııklarını bildirme imkanı tanınmadan, usulüne uygun bir ön inceleme duruşması ve hakkikat duruşması yapılmadan, yazalı yargılama usulünün aşamaları dikkate alınmaksızın davanın esası hakkında hüküm kurulması davalının hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) kısıtlayan önemli bir usul hatası olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.03.2018 (Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy