MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine verilen tazminatlar ile yoksulluk nafakası ve kendi reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece; TMK 166/1 maddesi gereğince "erkeğin evi ve ailesi ile yeteri kadar ilgilenmediği, onların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamadığı, kadının da eşinin hastalığı ve ameliyatı döneminde yanında bulunmadığı, ona gereken desteği vermediği, yardıma ve bakıma muhtaç olduğu bu dönemde çocuklarını alarak babasının evine gittiği" gerekçesiyle taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı-davalı kadın tarafından daha önce 24.09.2013 tarihinde açılan tedbir nafakası davası, mahkemece "hasta kocası ile ilgilenmediği ve sebepsiz evi terk ettiği" gerekçesiyle reddedilmiş ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarih, 2015/3462 esas ve 2015/6128 sayılı kararı ile onanarak 22.05.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen bu kararla, davacı-davalı kadının ayrı yaşamakta haksız olduğu hükmen belirlenmiştir. Reddedilen bu davadan sonra taraflar biraraya gelmemişler ve davalı-davacı erkeğe yüklenilebilecek kusurlu bir davranış da gerçekleşmemiştir. Bu halde kesinleşen kusur durumuna göre, davacı-davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ile davanın reddi gerekmektedir. Ne var ki, erkeğin davasında verilen boşanma hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmekle kadının boşanma davası konusuz hale gelmiştir. Bu sebeple mahkemece, kadının boşanma davası yönünden dava konusuz kaldığından " karar verilmesine yer
olmadığına" dair hüküm kurmak ve davadaki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle davacı-davalı kadın boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda tam kusurludur. Boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda tam kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası verilemez. Bu husus gözetilmeden davacı-davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları oluşmadığı halde, yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
4-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise yukarıda 2 bentte gösterilen sebeplerle davacı-davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu kusurlu davranışlar aynı zamanda davalı-davacı erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Davalı-davacı erkek yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2 maddesi koşulları oluşmuştur. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-davacı erkeğin maddi-manevi tazminat isteğinin (TMK m.174/1-2) reddedilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının ise yukarıda 1 bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.03.2018(Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy