MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile ziynet alacağı davasının reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise, katılma yoluyla boşanma davasının tamamı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1 - Boşanma davasına yönelik tarafların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Anayasanın 141/3. maddesi "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının 3. bendine göre; mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Mahkemece tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek boşanmalarına karar verilmiş ancal tarafların "kusurlu davranışlarının neler olduğu” gösterilmemiştir. Mahalli mahkemece, taraflara yüklenen kusurlu davranışları Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklamak zorundadır. Bu nedenle, gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
2-Ziynet alacağı davasına yönelik davacı kadının temyiz itirazlarına hasren yapılan incelemeye gelince;
Davacı kadın ziynet eşyalarının davalı erkek tarafından alınarak satıldığını ve kendisine iade edilmediğini belirterek; dava dilekçesinde cins, nitelik ve sayısını açıkladığı ziynet eşyalarının aynen, olmadığı taktirde bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiş; davalı erkek ziynet eşyalarına yönelik ayrıca beyanda bulunmamış, kadının evdeki eşyaları gelip aldığını savunmuştur. Ziynet eşyaları kural olarak kadına özgü ve taşınabilir nitelikte eşya olduğundan; aksi kanıtlanıncaya kadar kadına ait sayılır ve kadının üzerinde taşıması asıldır. Bu nedenle, ortak konuttan normal bir şekilde ayrılan bir kadının ziynetlerini de yanında götürmesi olağan yaşam deneyimine uygun olup; böyle bir durumda ziynetlerin konutta kaldığını da kadın ispat etmelidir. Kadının ortak konuttan normal olmayan koşullarda ayrılması durumunda ise, o koşullarda kadının ziynetlerini yanına alması beklenemeyeceğinden, ispat yükü erkeğe ait olup; davalı ziynetlerin kadın tarafından yanında götürüldüğünü ispat etmelidir. Toplanan delillerden, tarafların ev alma kararı üzerine geri verileceği söylenerek düğünde takılan ziynetlerin davalı erkek tarafından kadından alınarak bozdurulduğu ve evin alındığı, taraflar fiilen ayrıldıktan sonra ise evin tapusunun davalı tarafından başkası üzerine devredildiği anlaşılmaktadır.
Davalı erkek ziynetlerin davacı kadın tarafından iade edilmemek üzere kendisine verildiğini de kanıtlayamamıştır. Bu durumda davacı kadının ziynet alacağına ilişkin davasının kanıtlandığı anlaşılmakla kadının, dava dilekçesinde cins, sayı ve niteliklerini bildirdiği ziynetler ve dosyaya sunulan fotoğraflar esas alınarak; bu ziynetlerin dava tarihindeki bedellerinin ayrı ayrı belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 1. bentte gösterilen bozma sebebine göre tarafların boşanma ve fer'ilerine yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29.03.2018 (Prş.)