MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20.02.2018 günü temyiz eden davalı-davacı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davacı-davalı ... ve vekili gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davasının 17.06.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında, taraflara delillerini ibraz etmeleri için ihtaratlı kesin süre verilmiş, davacı-davalı erkek tarafından bu süre içerinde tanık listesi sunulmuş, ancak tanıkların adres bilgilerine yer verilmemiş, mahkemece davacı-davalı erkeğe 11.11.2015 tarihinde tanıkların adreslerini sunması için bir haftalık ihtaratlı kesin süre verilmiş, davacı-davalı taraf yine tanıkların adreslerini bildirmediği gibi mazeretsiz olarak bir sonraki duruşmaya katılmamış, davalı-davacının her iki davayı da takip ettiğini belirtmesi üzerine yargılamaya devam olunmuş, bu tarihten sonra 23.12.2015 tarihinde yapılan duruşamada davacı-davalı tarafa mahkemece yeniden yedi günlük ihtaratlı kesin süre verilmiş, davacı-davalı taraf bu sefer iki tanığının da adresini bildirmiş, bildirilen tanıklardan birinin beyanı talimat ile diğeri ise bir sonraki celse dinlenmiş ve tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki boşanma davasının da kabulüne karar vermiştir.
Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır. (HMK m.240/3). Tüm dosya kapsamından; mahkemece, davacı - davalı erkeğe tanık listesinde yazılı tanıkların adreslerini bildirmesi için ihtaratlı olarak iki kere kesin süre verilmiştir. İlk verilen kesin sürede davacı-davalı tanıklarının adreslerini bildirmemiş, bu suretle tanık dinletme hakkını da kaybetmiştir. Zira ikinci kez verilen kesin süre sonuç doğurmaz. Gerçekleşen bu durum karşısında; davacı-davalı tarafından usule uygun olarak bildirilmeyen tanık listesinde yazılı tanık ifadelerine istinaden de davalı-davacı kadına kusur yüklenemez.
Öyleyse, mahkemece erkeğe yüklenen ve erkek tarafından temyize konu edilmeyerek kesinleşen kusurlara göre, evlilik birliği içerisinde kendisine düşen sorumlulukları yerine getirmeyen, borçları nedeniyle kadını sürekli kredi çekmek zorunda bırakan, evin geçiminine katkı sunmayan ve son olarakta kadına ait satılan dükkanın parasını başkalarına vermek suretiyle eşinden habersiz iş yapan, davacı-davalı erkek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurludur. Şu hale göre mahkemece davacı- davalı erkeğin davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, kadının kabul edilen boşanma davası temyizin şümulü dışında bırakılmak suretiyle boşanma hükmü kesinleştiğinden, erkeğin boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda erkeğin boşanma davasının esası hakkında bir karar verilemeyecektir. Ancak, davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki, tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerini takdir ve tayin eder (HMK m. 331/1). Bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2-Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi ve manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden, yukarıda 2. bentte de açıklandığı üzere; boşanmaya sebep olan olaylarda maddi ve manevi tazminat isteyen davalı-davacı kadının diğerinden daha ziyade ya da eşit kusurlu olmadığı gibi, davacı-davalı erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, taraftarın sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 52) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve tazminat (TMK m. 174/1-2) verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, duruşma için taktir olunan 1.630,00 TL. vekalet ücretinin ...'dan alınıp Hayriye'ye verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20.02.2018 (Salı)