MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesine göre boşanmalarına hükmedildiği halde, kararın gerekçesinde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle davanın kabulüne karar verildiği belirtilerek kusur belirlemesi yapılmış, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile hükmün gerekçesi arasında çelişki yaratılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (6100 s. HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde, mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer bölümlerinin ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.10.2016 (Prş.)
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Eldeki dava, Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde düzenlenen “evlilik birliğinin sarsılması” hukuki sebebine göre açılmıştır. Yerel mahkeme kararının gerekçesinde yer verilen açıklamalardan da, boşanma hükmünün Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin (3.) fıkrasına değil, aynı maddenin "1." fıkrasına dayalı olarak verildiği anlaşılmaktadır.
Hüküm sonucunda, kanunun 166/1. maddesi yerine 166/3. maddesinin yazılması ise maddi hataya dayalı olup, bu hatanın mahallinde düzeltilmesi her zaman için mümkündür. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir (Dairemizin, 15.07.2009 gün ve 2008/11817 E- 2009/14119 K, 09.03.2010 gün ve 2009/2066 E-2010/4408 K, 26.01.2011 gün ve 2010/109 E- 2011/1150 K, 21.02.2012 gün ve 2011/6814 E-2012/3402 K, 02.04.2013 gün ve 2012/22843 E-2013/9054 K, 03.03.2014 gün ve 2013/22077 E-2014/4435 K, 19.10.2015 gün ve 2015/20041 E- 2015/18537 K, 21.03.2016 gün ve 2015/14375 E- 2016/5482 K. sayılı kararları).
Öte yandan, “ Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” [HMK m.30-(1)].
Sayın çoğunluğun görüşü, Dairemizin yerleşik içtihatları ve Türk Medeni Kanununun 30-(1)' maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de uygun değildir.
Bu sebeple, temyiz edilen hükmün esastan incelenip sonuçlandırılması gerekirken, sırf maddi hatadan dolayı hükmün bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Üye ...
Full & Egal Universal Law Academy