MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından; davalı-davacı kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet düzenlemesine yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25/06/2018 günü temyiz eden davacı-davalı ... ile vekili Av. ... ile karşı taraf davalı-davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, davacı-davalı babanın kurduğu düzenin sürdürülebilirliği konusunda endişe bulunduğu ve ortak çocukların yaşları gereği anne bakım ve şefkatine muhtaç oldukları gerekçesiyle 18.06.2009 doğumlu Kaan ile 12.06.2012 doğumlu...'in velayetleri davalı-davacı anneye bırakılmıştır.
Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m, 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m, 1; TMK m. 339/1. 343/1. 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumlan gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözönünde tutulur. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen
çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir.
Mahkemece velayet düzenlemesi yapılırken üç ayrı sosyal inceleme raporu alınmış her üç raporda da ortak çocukların fiilen birlikte yaşadıkları davacı-davalı babaya bırakılması yönünde görüş bildirilmiştir. Davalı-davacı kadının çocukları bırakarak ortak konutu terkettiği 28.11.2013 tarihinden itibaren ortak çocukların davacı-davalı baba ile birlikte yaşadıkları taraf beyanlarından ve 10.11.2014, 18.12.2014 ve 16.12.2015 tarihlerinde düzenlenen sosyal inceleme raporları içeriklerinden anlaşılmaktadır. 16.12.2015 tarihinde sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve pedagog bilirkişiler tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporunda; davacı-davalı babanın ortak çocuklarla birlikte daha önce yaşadığı ...'dan...'ya taşındığı, eşinin evi terketmesinden sonra başka bir kadınla birlikte yaşamaya başladığı, ortak çocuklardan...'in ...isimli bu kadınla olumlu ilişki geliştirdiği, davacı-davalı babanın ....'da yeni bir düzen kurmaya çalıştığı, yaşadıkları ev şartlarının fiziksel olarak yeterli olduğu, babanın velayetleri almak konusunda oldukça samimi davrandığı, ...l isimli kadının da çocukların kendileri ile kalmasını istediğini beyan ettiği, babanın velayetleri alabileceği ancak ...da yeni kurduğu düzenin sürdürülebilirliği konusunda endişelerin olduğu rapor edilmiştir. Toplanan delillerden; davalı-davacı annenin ise mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, gece saatlerinde alkollü hizmet veren eğlence mekanlarında çalıştığı anlaşılmaktadır. Tarafların ahlaki değer yargıları velayetin düzenlenmesinde tek başına dikkate alınamaz ise de, davalı-davacı kadının çalışma koşulları dikkate alındığında çocukların anne yanındayken kendileri ile annenin yeterince ilgilenilemeyeceği ve çocukların bedeni, fikri ve ahlaki yönden gelişimlerinin olumsuz yönde etkilenebileceği anlaşılmaktadır. Ortak çocukların yaşları dikkate alındığında anne bakım ve şefkatine muhtaçlıkları azalmış olup, annenin evi terkettiği tarihten itibaren bakım ve gözetimlerinin baba tarafından yerine getirildiği de gözetildiğinde, çocukların üstün yararlarının mevcut şartlarının devamının sağlanmasında olduğunun kabulü gerekir. O halde; şartların değişmesi halinde her zaman yeniden düzenlenmesi mümkün bulunan ortak çocukların velayetlerinin davacı-davalı babaya verilmesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ortak çocuklar yararına hükmolunan iştirak nafakaları ile kişisel ilişki düzenlemesine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, hükmün temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Hasan'dan alınarak Zuhal'e verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.06.2018(Pzt.)