MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Nafaka
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından, her iki dava ve tedbir nafakası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 19.06.2018 günü tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davalı-davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2-Davacı-davalı kadın tarafından, Türk Medeni Kanununun 197. maddesi uyarınca kendisi ve çocuklar için ayrı ayrı olmak üzere tedbir nafakası talep etmiş, davalı-davacı erkek ise açtığı birleşen davasında, Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliğinin sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma davası açmıştır. Mahkemece, tarafların boşanmalarına karar verildiğinden bahisle, kadının bağımsız nafaka davasının hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir.
Dava ve birleşen dava birbirinden bağımsız ayrı davalardır ve davaların her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurmak gerekir (HMK m. 297/2). Boşanma kararı verildiği gerekçesi ile kadının bağımsız olarak açtığı tedbir nafakası davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilemez. O halde, mahkemece kadının nafaka davasının, esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m.186/1) ve geçimine ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde, Türk Medeni Kanunu'nun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, 19.11.2015 tarihli ara karar ile, dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın ve 2001 doğumlu Sude yararına hükmolunan tedbir nafakalarının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesi gerekirken, hüküm tarihi itibariyle kaldırılması usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1., 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.06.2018 (Salı)