MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından davasının zinadan kabul edilmemesi, kusur belirlemesi, tazminatların miktarları, nafakaların miktarları, çocuk yararına hükmolunan nafakaların miktarları, tedbir nafakasının başlangıç tarihi ve iştirak nafakası yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise katılma yoluyla davasının reddi, kusur belirlemesi, tazminatlar, vekalet ücretleri ve nafakalar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 19.06.2018 günü duruşmalı temyiz eden ... ve karşı taraf katılma yoluyla temyiz eden davalı ... vekili Av. ... geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Hüküm, davacı-davalı kadın tarafından usulüne uygun bir şekilde 14.06.2016 tarihinde; kusur belirlemesi, tazminatların miktarları, nafakaların miktarları, ortak çocuk yararına hükmolunan nafakanın miktarı, tedbir nafakasının başlangıç tarihi yönlerinden temyiz edilmiş, daha sonra 18.12.2017 havale tarihli dilekçesiyle de bu temyiz itirazlarına ek olarak davasının TMK 161. maddesi uyarınca kabul edilmemesi ve ortak çocuk yararına iştirak nafakasına hükmolunmaması yönlerinden de bahsedilerek bunlarında temyize konu edildiğini belirtmiştir. Taraflar, katılma yoluyla temyiz talebi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gerekçeli kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Aksi halde, süresinden sonra verilen temyiz dilekçesindeki temyiz itirazları dikkate alınamaz. Bu nedenle; davacı-davalı kadının; süresinde sunduğu 14.06.2016 tarihli temyiz dilekçesine ek olarak 18.12.2017 havale tarihli dilekçesiyle, süresinde sunduğu temyiz dilekçesine konu olmayan davasının TMK 161. maddesi uyarınca kabul edilmemesi ve ortak çocuk yararına iştirak nafakasına hükmolunmamasına ilişkin itirazlarını usulüne uygun bir şekilde yasal süresinde bildirmediğinden münhasıran bu itirazlarına yönelik temyiz talebinin reddi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı-davalı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 3. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, davacı-davalı kadının iştirak nafakası ve boşanma davasının TMK'nun 161. maddesi uyarınca kabul edilmemesine yönelik temyiz itirazlarının yukarıda l. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, ret ve bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın ...'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Rabia'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 19.06.2018 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Mevcut dosya kapsamına göre; davacı-davalı kadının, üniversite mezunu, emekli olup, 1.500,00 TL emekli maaşı, 580.00 TL kira gelirinin olduğu, bir adet evi, bir adet otomobili, bir adet zeytinlik ve şirket hissesinin bulunduğu, bu haliyle boşanma ile birlikte yoksulluğu düşmeyeceği, buna rağmen davacı-davalı kadın yararına aylık 6.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ne var ki; davalı-davacı erkeğin yoksulluk nafakası verilmesini değil, miktarının çok olmasını temyiz konusu yaptığı anlaşılmıştır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı-davalı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası çoktur. Mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy