MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Kişisel İlişki
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, ortak çocuk ... velayeti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-davalı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı kadının sadakatsiz davranışlarının olduğu, davalı-davacı erkeğin ise; eşine birden fazla kez fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Yanılgılı değerlendirme sonucu davacı-davalı kadının ağır kusurlu olarak kabulü doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Erkek yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. madde şartları oluşmamıştır. O halde davalı-davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece; ortak çocuk 2009 doğumlu ... velayeti davalı-davacı babaya bırakılmıştır. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde karar vermesi gerekecektir. Yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda; mahkemece velayet hakkında alınan sosyal inceleme raporunda ortak çocuk ... davacı-davalı anne ile birlikte kalmak istediğini belirtmiştir.Yine aynı raporda davacı-davalı babanın, annenin başka bir erkekle birlikte yaşamasından kaynaklanan çekincelerinin bulunduğundan bahsedilerek, babanın çekincelerinin doğruluğu araştırıldıktan sonra, velayet hususunda mahkemece karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. Annenin velayete engel bir durumu da ispatlanmamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında; velayetin kamu düzenine ilişkin olduğu ve her zaman delil toplanabileceği hususu da gözetilerek, babanın cocuğa ilişkin çekincelerine yönelik varsa delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek çocuğun üstün yararının, velayetlerinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması ve gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1., 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30.05.2018 (Çrş.)