MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından; kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 02/07/2018 günü temyiz eden davacı-karşı davalı ... ile vekili Av. ... ve karşı taraf davalı-karşı davacı ... ile vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle velayeti davalı-karşı davacı kadına verilen ortak çocuk 16.03.2000 doğumlu Kübranur'un inceleme tarihi itibariyle ergin olması sebebiyle bu çocuk yararına hükmolunan nafakanın ergin olduğu tarihte kendiliğinden sona ereceğinin tabi bulunmasına göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece; "davalı-karşı davacı kadının güven sarsıcı davranışlar sergilediği, davacı-davalı erkeğin ise evililik birliği devam ederken başka bir kadın ile birlikte yaşamaya başladığı, davalı-karşı davacı kadına hem bu kadına hem de evdeki diğer aile bireylerine bakma görevinin yüklendiği" gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin davalı-karşı davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların davalarının kabulü ile boşanmalarına ve boşanmanın fer'ilerine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin gösterilmesi gereklidir (HMK m. 119/1). İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir (HMK m. 187/1). Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25). Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m. 141/1).
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı kadının 2014 yılının nisan ayında ortak konutu terkederek başka bir erkekle birlikte yaşamaya başladığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar sergilediği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı erkeğin başka bir kadın ile birlikte yaşadığı, sadakatsiz davranışlar sergilediği, davalı-karşı davacı kadının o kadına ve diğer aile bireylerine bakmakla görevlendirildiği şeklinde davacı-karşı davalı erkeğe mahkemece kusur olarak yüklenen vakıalara davalı-karşı davacı kadın tarafından usulüne uygun şekilde dayanılmamış olup, yukarıda yer alan açıklamalar karşısında bu vakıaların davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenmesi mümkün bulunmamaktadır. Esasen davalı-karşı davacı kadının erkeğin birlikte yaşadığı iddia olunan kadına ve diğer aile bireylerine bakmakla görevlendirildiği hususuna ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen vakıalar esas alınarak davacı-karşı davalı erkeğe kusur yüklenmesi ve bunun sonucu olarak davalı-karşı davacı kadının
boşanma davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir. O halde, boşanmaya sebep olan olaylarda sadakate aykırı davranışlar sergileyen davalı-karşı davacı kadının tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek davasının reddine karar vermek gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak kabulü doğru görülmemiştir. Ne var ki davacı-karşı davalı erkeğin kabul edilen boşanma davası temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olmakla kadının boşanma davasının konusu kalmamıştır. Gerçekleşen bu duruma göre hükmün kusur belirlemesi yönünden ve davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama gideri ile vekalet ücreti konusunda karar verilmek üzere bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; 174/2. maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2/a. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı erkeğin ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m.4, TBK m.50. ve 51.) dikkate alınarak davacı-karşı davalı erkek yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak bu taleplerin reddine yönelik yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; 174/2. maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2/a. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadın tamamen kusurlu olup, kadının yasal şartları oluşmayan maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak bu taleplerin kabulüne yönelik yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
5-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175). Yukarıda 2/a bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası talep eden davalı-karşı davacı kadın tamamen kusurlu olup, kadının yasal şartları oluşmayan yoksulluk nafakası isteğinin reddine karar vermek gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak bu talebin kabulüne yönelik yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Serdağ'dan alınarak Ayhan'a verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.07.2018(Pzt.)
Full & Egal Universal Law Academy