MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, "tarafların birbirlerine karşı, ölçülü, dikkatli ve özenli davranmadıkları, saygı ve anlayış göstermedikleri, davalı-davacı kadının evde iş yapmadığı, uyuduğu, davacı-davalı erkeğe hakaret ettiği, eski sevgililerinden bahsettiği, evliliğe uyum sağlamadığı, davacı-davalı erkeğin ise ailesinin müdahalelerine sessiz kaldığı, eşi ve ailesi arasında dengeyi kuramadığı" gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davacı-davalı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar verilmiş, kadının maddi ve manevi tazminat istekleri ise reddedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan dellilerden; davacı-davalı erkeğin eşine küfür ettiği, eşinin ve onun anne-babasının üzerine yürüyerek şiddete dönük davranış sergilediği ve ailesinin evlilik birliğine müdahalelerine sessiz kaldığı, buna karşılık davalı-davacı kadının eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Davacı-davalı erkek tarafından usulüne uygun şekilde dayanılmayan "kadının eski sevgililerinden söz ettiği" yönündeki vakıanın hükme esas alınması mümkün değildir (HMK m.25/l). Bu nedenle belirtilen eylem kadına kusur olarak yüklenemez. Kadının birlik görevlerini yerine getirmediğine ilişkin tanık beyanları da Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan evlilik birliğinin sarsılması durumunu kabule elverişli olmayan sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla bu vakıanın da kadına kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin davalı-davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde; davacı-davalı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi ile davalı-davacı kadın yararına tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak uygun miktarda maddi ve manevi tazminat verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Mahkemece, davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğu ve çalıştığı gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere davalı-davacı kadın boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olmayıp, hakkında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında kadının çalışmadığı belirtilmiştir. Kadının dosyaya getirtilen Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından ise davanın devamında belirli bir süre çalıştığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı-davacı kadının çalışma durumu ile ilgili yeterli bir araştırma yapılmamış olup, kadının çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise bunun sürekli mahiyette olup olmadığı, gelirinin düzenli ve kendisini yoksulluktan kurtaracak yeterlilikte olup olmadığı, çalışıp işten ayrıldı ise işten kendi isteği ile çıkıp çıkmadığı hususu detaylı bir şekilde araştırılarak yoksulluk nafakası istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması da isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün temyize konu diğer bölümlerinin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05.03.2018(Pzt.)