MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı erkek tarafından ise tümü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına (TMK m. 166/1) karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin usulüne uygun tebligata rağmen süresinden sonra 28.12.2015 tarihinde cevap dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır. Davalının süresinde dayanmadığı vakıalar hükme esas alınamaz ve davacıya kusur olarak yüklenemez (HMKm.25/1). Bu itibarla mahkemece davacı kadına kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen vakıalara göre davalı erkeğin, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine ve özellikle babasının kadına yönelik tehdit içerikli söylemlerine sessiz kaldığı, bu hale göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkek tam kusurludur. Boşanma sonucu kadın, en azından eşinin maddi desteğinden yoksun kalacak olup, erkeğin gerçekleşen bu kusurlu davranışları aynı zamanda kadının kişilik haklarına da saldırı teşkil eder niteliktedir. Somut olayda kadın yararına TMK'nun 174/1-2. md koşulları oluşmuştur. Bu durumda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gerçekleşen kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucunda yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4- Davalı erkek süresinden sonra sunmuş olduğu 28.12.2015 havale tarihli cevap dilekçesi ile manevi tazminat talep etmiştir. Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m. 141/1). Davalı erkeğin bu talebi savunmanın genişletilmesi niteliğinde olup, davalı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. O halde, davalı erkeğin manevi tazminat talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilecek yerde, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.06.2018 (Salı)