MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, manevi tazminat talebi yönünden, davalı erkek tarafından ise, kişisel ilişki süresi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 136. maddesinde davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebileceği, 137. maddesinde ise dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 141. maddesinde “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir.’' şeklinde düzenlenmiştir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun biçimde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçlan da bu duruma göre kabul veya reddedilecektir. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azma karar verebilir. (HMK m.26/1). Mahkemece ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilir.
Somut olayda davacı kadının dava dilekçesinde manevi tazminat talebinde bulunmadığı, sonrasında davalının cevap dilekçesinin 23.03.2015 tarihinde davacı kadına tebliğ edildiği, davacı kadının yasal süresi içerisinde sunmuş olduğu 06.04.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile manevi tazminat talebinde bulunmuş olduğu, ancak mahkemece davalı kadının manevi tazminat talebi hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği anlaşılmıştır. Açıklanan bu husus gereğince davacı kadın tarafından usule uygun şekilde talep edilen manevi tazminat talebi yönünden olumlu olumsuz karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Tarafların ortak çocuğu ... 15.02.2007 doğumludur. Velayeti elinde bulundurmayan baba ile ortak çocuk arasında düzenlenen kişisel ilişkinin ortak çocuğun yaşı da gözetildiğinde yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Baba ile ortak çocuk arasında babalık duygularını tatmin edecek şekilde yarı yıl tatili ve yaz tatilinde temmuz ayı süresince yatılı olacak şekilde daha uygun süreli kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.07.2018 (Çrş.)