MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (.........) Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı ...... tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı erkeğin, davalı ......a nazaran daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Mahkemece davacı erkeğe, eve başka bir ...... getirmesi ve ......a şiddet uygulaması vakıalarını kusur olarak yüklenmiş, hüküm ...... tarafından temyiz edilmeyerek kendisine yüklenen bu vakıalar kesinleşmiştir. Davalı ......a ise, erkeğin eve başka bir ...... getirmesi ve kendisine şiddet uygulaması nedeniyle evden ayrılarak bir daha dönmemesini kusur olarak yüklemiş ve boşanmaya sebep olan olaylarda ......ın az da olsa kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ancak yapılan yargılama ve toplanan delillerden, ......a yüklenen "evi terk ettikten sonra geri eve dönmeme" vakıasının, erkeğin kusurlu davranışları karşısında doğal tepki sınırlarını aşmadığı, aksi düşüncenin Türk Medeni Kanunu ve .........nin Korunması ve ......a Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu'nun özüne de uymayarak ......ın kişisel ve bedensel varlığını hiçe sayacağı ve tehlikelere maruz bırakacağı açıktır. Kaldı ki ortada, ...... tarafından Türk Medeni Kanunu 164. maddesinde düzenlenen "terk" hukuksal nedenine dayalı açılmış bir dava da bulunmamaktadır.
Bu durumda, boşanmaya sebep olan olaylarda, davalı ......ın herhangi bir kusuru ispatlanmadığı gibi, eve bir başka ......ı getirmek suretiyle sadakat yükümlülüğünü ihlal eden ve davalı eşine fiziksel şiddet uygulayan erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde "...... birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan yine böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, ...... birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2).
Mevcut olaylara göre ...... birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülecek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.09.2018(Pzt.)