MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; davalı-karşı davacı erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi, iştirak nafakasının miktarı ve ziynet eşyası alacağı davası yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; davacı-karşı davalı kadının kabul edilen boşanma davası ve fer'ileri ile kusur belirlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 24/09/2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. Buğra Durgut ile karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av. Murat Kalfa geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı erkeğin sürekli olarak alkol aldığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşine sinkaflı küfürler ettiği ve eşini tehdit ettiği, buna karşılık davacı-karşı davalı kadının ise birlik görevlerini yerine getirmede ihmali davranışlar gösterdiği, eşine ve ailesine yönelik olarak agresif davranışlar sergilediği ve ekonomik yönden güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı kadına mahkemece kusur olarak yüklenen diğer davranışlara ilişkin tanıkların sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olup kusur belirlemesinde dikkate alınması doğru görülmemiştir. Tarafların gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin davacı-karşı davalı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4- Davacı-karşı davalı kadın, düğünde takılan ziynet eşyalarının düğünden hemen sonra düğün borçları sebep gösterilerek eşinin babası tarafından kendisinden alındığını ve iade edilmediğini ileri sürmüş, davalı-karşı davacı erkek kadının ileri sürdüğü kadar ziynet eşyası bulunmadığını ve ziynetlerin kadının kendisinde olduğunu savunmuş, mahkemece kadının ziynet eşyası alacağı davası; "Kadının bir kısım ziynet eşyasının kayın pederi tarafından evliliğin ilk senesinde alındığının sabit olduğu ancak ziynet eşyasının alınmasının üzerinden geçen 20 yılda iade edilmemesinin hayatının olağan akışına aykırı olduğu ayrıca kayınpeder tarafından taraflara ev satın alındığı ve her defasında borçlarının ödendiği bu yapıda olan bir kişinin ziynet borcunu ödememesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle reddedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı kadına düğünde takılan ziynet eşyalarının düğünden hemen sonra düğün borçları sebebiyle davalı-karşı davacı erkeğin bilgisi dahilinde babası tarafından kadından alındığı sabit olup, bunların kadına iade edildiği toplanan delillerle ispatlanamamıştır. Davalı-karşı davacı erkeğin düğünde kadına talep edilen kadar ziynet eşyası takılmadığı yönündeki savunması da dikkate alınarak, davacı-karşı davalı kadın tarafından sunulan düğün fotoğrafları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve kadına düğünde takılan ziynet eşyalarının nitelikleri ve dava tarihindeki değerlerinin tespit edilmesi ile toplanan diğer deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, varsayıma dayalı olarak yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin İbrahim'den alınarak Ömür'e verilmesine, aşağıda yazılı harcın İbrahim'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Ömür'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24.09.2018(Pzt.)