MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece; boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı kadın tam kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ıse de yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı erkeğin dava dilekçesinde eşinin kendisine hakaret ettiği, evlilik birliğinin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği vakıalarına dayanmadığı anlaşılmaktadır. Davacının dayanmadığı vakıaların hükme esas alınması mümkün değildir (HMK m.25/1). Bu nedenle belirtilen vakıalar kadına kusur olarak yüklenemez. Bu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının herhangi bir kusuru ispatlanmadığı gibi, tarafların cinsel birleşmeye engel olacak bir rahatsızlıkları bulunmayıp, kadının cinsel ilişkiden kaçındığı da ispatlamadığından, "cinsel birlikteliği gerçekleştiremeyen" erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylada tam kusurlu olduğunun kabulü gereklidir. Mahkemece davacı erkeğin davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı ise de, erkeğin kabul edilen boşanma davası temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle boşanma hükmü kesinleştiğinde bu husus bozma nedeni yapılmamış, sadece yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda erkek tam kusurludur. Bu husus gözetilmeden kadının tam kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Tebligat Kanununun 20'nci ve 6099 sayılı Kanunla değişik 21'nci ve özellikle bu Kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 30'ncu maddesi uyarınca; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen koşul geçerlilik koşuludur. Davalı kadına dava dilekçesinin tebliğine ilişkin mazbatada tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahipken isim vermekten de imtina etmiştir (Teb. K. m.23/7, m.24/5). Ayrıca muhatabın adreste geçici bulunmama sebebi de tevsik edilmemiştir. Bu haliyle davalı kadına yapılan tebligat geçersizdir. Davalı kadın dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra 21.03.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında miktar belirtmeksizin nafaka ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Yukarıda açıklanan sebeple davalı kadına yapılan tebligat geçersiz olduğundan taleplerinin süresinde kabulü zorunludur.Bu halde davalı kadının, Türk Medeni Kanununun 175. maddesine dayalı yoksulluk nafakası talebinin miktarı açıklattırılıp (HMK m. 31), talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 1 .bentte belirtildiği üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek tam kusurlu olup, bu kusurlu davranışın kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50,51) dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.06.2018 (Pzt.)