MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi ile ziynet alacağı davasının reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Davacı kadının boşanma davasına yönelik temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı erkek tam kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına (TMK m. 166/1) karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında erkeğin ayrıca kadını küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunduğu ve kadının hastalığıyla ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu hale göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek yine de tam kusurlu olduğu gibi gerçekleşen bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına da saldırı teşkil eder niteliktedir. Davacı kadın yararına TMK m. 174/2 madde koşulları somut olayda gerçekleşmiştir. O halde davacı kadın lehine tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 52) dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken bu isteğinin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup, onun kişisel eşyası niteliğindedir.
Davacı kadın, düğünde takılan ziynet eşyalarından onbir adet bileziğin, kolye, küpe ve yüzükten oluşan bir adet altın set takımının davalı tarafından alındığını ve iade edilmediğini beyan ederek ziynet eşyalarının aynen iadesini, olmadığı takdirde bedellerinin iadesini talep etmiştir. Davalı erkek ise verdiği cevap dilekçesinde, düğünde davacıya on bilezik ve bir adet altın set takımının takıldığım, bileziklerden dört adedinin kadının dişlerinin yaptırılması nedeniyle bozdurularak harcandığım, dört adedinin ise kadın tarafından babasına borç olarak verileceğinin kendisine beyan edildiğini savunmuştur.
Davacı tanıkları takıların kadının üzerinde olmadığını, yüzük ve küpelerin ise tanığın da olduğu bir ortamda erkek tarafından kadından zorla alındığını ifade etmişler, davalı tanıkları ise; bileziklerden beşinin düğün borçlan nedeniyle bozdurularak harcandığını, kalan beş bileziğin de kadının dişlerinin yaptırılması sırasında bozdurularak harcandığını belirtmişlerdir.
Tarafların evlilik birliği içerisindeki zorunlu sağlık giderleri birlik giderlerinden sayıldığından kadının dişlerinin yaptırılması sırasında bozdurularak harcanan bileziklerin kadının kişisel eşyası niteliğindeki ziynet alacağından mahsubu yapılamaz. Somut olayda kadının rızası ile bozdurulmak ve tekrar iade edilmemek üzere ziynet eşyalarının erkeğe verildiğine dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda davacı kadın sunduğu delillerle ispatladığı on adet bilezik ve kolyesi hariç altın set takımından oluşan ziynetlere yönelik iade koşulları oluşmuştur. O halde kadın tarafından ispatlanan talep konusu on adet bilezik ve kolyesi hariç altın set takımından ibaret ziynet eşyaları yönünden cins, nitelik, ağırlık ve ayar olarak dava tarihindeki değerlerinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.09.2018 (Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy