MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
14.11.2006 tarihinde davacı kadın tarafından açılan boşanma davası sonucunda tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, mahkemenin gerekçeli kararı, aradan 5 yıl geçtikten sonra 2011 yılında tebliğe çıkartılmış ve bila tebliğ olmuştur. Davacı kadın bunun üzerine gerekçeli kararın yine 5 yıla yakın süre geçtikten sonra tebliğe çıkartılmasını talep etmiş, 18/08/2016 tarihinde davalı erkeğe tebliğ edilmesi üzerine, davalı süresi içerisinde kararı temyiz etmiştir. Davalı, temyiz dilekçesinde, davadan haberi olmadığını, ayrıca eşiyle velayete konu olan kızıyla ve hatta torunuyla sürekli görüşmekte olduğunu ileri sürmüştür. Kararın toplamda on yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı ve "Hakkın kötüye kullanılması" niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 2/2. maddesinde belirtildiği gibi bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30.05.2017(Salı)