MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet ve Çeyiz Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile ziynet eşyası alacağı talebinin reddedilen bölümü yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise davacı-karşı davalı kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ile davacı-karşı davalı kadının ziynet ve çeyiz eşyası talepleri yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 15.10.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı ... ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3-Davalı-karşı davacı erkeğin karşı dava dilekçesinde yer alan manevi tazminat talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4- Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız, biri diğerinin fer'isi niteliğine olmayan birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir (HMK m. 110/1). Davacı-karşı davalı kadının, boşanmaya ilişkin dava dilekçesinde ziynetler ve çeyiz eşyası ile ilgili bir talebi bulunmamaktadır. Davacı-karşı davalı kadın bu taleplerini ilk kez 06.11.2014 tarihinde verdiği "cevap dilekçesine karşı beyanlarımızın sunumu" başlıklı, karşılık davaya cevap dilekçesinde ileri sürmüştür. Davacı-karşı davalı kadının bu dilekçesi karşı dava dilekçesi niteliğinde olmadığı gibi, sonradan harcı tamamlanmış olsa dahi cevap dilekçesinin karşı dava dilekçesi olarak kabulü mümkün değildir. Başlangıçta, dava dilekçesinde yer almayan, bağımsız dava konusu olabilecek bir talebin, ek dilekçe vermek suretiyle de olsa, davaya ilavesi olanağı yoktur. Usulüne uygun açılmış bir dava olmaksızın, hakim kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK m. 24/1). Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26/1). Bu sebeple, davacı-karşı davalı kadının ziynet ve çeyiz eşyaları konusunda uslüne uygun şekilde açılmış bir davasının varlığından söz etmek mümkün değildir. O halde; davacı-karşı davalı kadının ziynet ve çeyiz eşyası talepleri hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" kararı verilecek yerde, taleplerin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin ...'tan alınarak ...'a verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.10.2018 (Pzt.)