MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve çocuk lehine hükmedilen nafakaların miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise, katılma yolu ile velayet, nafakaların miktarı ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı kadın vekilinin temyiz dilekçesi, davalı erkek vekiline 26.10.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Hükmü temyiz etmemiş olan tarafın, diğer tarafın temyizine cevabında hükme ilişkin itirazlarını bildirmesi mümkün (HUMK m.433/2) ise de, bu yolla temyiz süresi, temyiz dilekçesinin tebliğinden başlayarak on gündür. Bu süreden sonra verilen cevap dilekçesindeki itirazların incelenmesi artık mümkün değildir. Davalı vekili hükme ilişkin itirazlarını ihtiva eden temyize cevap dilekçesini yasal on günlük süreden sonra 09.11.2016 günü verdiğine göre, davalı erkeğin katılma yolu ile temyizi süresinde değildir. Bu sebeple, davalının katılma yoluyla temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı kadının temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Mahkemece, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına (TMK m. 166/1) karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin, davacı kadının boşanma davasını açtığı 26.10.2015 tarihinden önce 21.10.2015 tarihinde eve dön ihtarı gönderdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda erkek, bu tarihten önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. İhtar tarihinden sonra da kadının kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır. Evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda, davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen vakıalara göre tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamıştır.
c-Yukarıda 2/b bendinde açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda, davalı erkek tam kusurlu olup, gerçekleşen kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın boşanma sonucu eşin maddi desteğini yitirecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu duruma göre, davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b ve 2/c bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, davalı erkeğin katılma yolu ile temyiz talebinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18.10.2018 (Prş.)