MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, iştirak nafakasının miktarı ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı erkeğin temyiz itirazları yönünden;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Davacı kadın talep etmiş olduğu yoksulluk ve iştirak nafakalarına her yıl artırım yapılması yönünde bir talepte bulunmamıştır. Buna rağmen talep aşılarak (HMK m. 26) davacı kadın ve velayeti kendisine bırakılan ortak çocuk Cihat Emir yararına hükmedilen nafakalara her yıl "TÜİK" tarafından belirlenen "ÜFE" oranında artırım yapılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı kadına yüklenen "Evlendikten sonra bir yıl süreyle erkeğin ailesiyle kalma sözü vermesine rağmen eşinin ailesiyle kalmaması ve eşinden habersiz ...'da ev kiralaması" vakıalarının ispatlanamadığı, ispatlanamayan bu vakıaların davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, buna karşın mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kadının diğer kusurlu davranışının yanında ayrıca "Eşinin ailesine hakaret ettiği", davalı erkeğin de mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında aynı zamanda "Birlik görevlerini yapmadığı" anlaşılmaktadır. Bu hale göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin, davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
b-Türk Medeni Kanunu'nun 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; 174/2. maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2(a) bendinde açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50, 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1/b, 2/a ve 2/b bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.10.2018 (Per.)