MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Aile Konutu Şerhi Konulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Dava Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesine dayalı aile konutu şerhi konulmasına ilişkindir. Tarafların karardan sonra 19.04.2016 tarihinde boşanmaları üzerine Dairemizin 02.06.2016 tarihli 2016/6340 Esas ve 2016/10965 Karar sayılı ilamı ile evlilik boşanma ile sona erdiğinden dava konusu taşınmazın aile konutu olmaktan çıktığı, davanın konusuz kaldığı, bu nedenle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesisi ve dava tarihindeki tarafların haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdiri için karar bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş ancak davaya konu taşınmazda tarafların uzun süreli bir arada kalmadığı gerekçesiyle taşınmazın aile konutu olamayacağına karar verilmiş bu nedenle davacı taraf aleyhine yargılama giderleri hükmedilmiş ve davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca "Aile Konutu"; eşlerin varsa çocuklarının bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdikleri, acı ve tatlı günlerin içinde yaşandığı anılarını taşıyan konuttur. Eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması, boşanma veya ayrılık davası açılması veya başka bir sebeple ortak hayatın olanaksız hale gelmesi hali dahi konutun aile konutu vasfını ortadan kaldırmaz. Toplanan delillerden tarafların dava konusu taşınmazda 20-25 gün kadar bir arada yaşadıkları anlaşılmaktadır. Tarafların birlikteliklerinin kısa süreli olması dava konusu taşınmazın aile konu olma özelliğini ortadan kaldırmaz. Tarafların en son olarak birlikte oturdukları konutun davaya konu edilen konut olması karşısında; aile konutu olma şartları gerçekleşmiştir. Davacı kadın dava tarihi itibariyle dava açmakta haklıdır. Bu nedenle kendisini vekille temsil ettiren davacı kadın yararına vekalet ücreti hükmedilmesi ve yargılama giderlerinden davalı erkeğin sorumlu tutulması gerekirken tam aksine yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılması ve davalı lehine vekalet ücreti takdiri hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.10.2018 (Pzt.)