MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 154.30 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 23.10.201
KARŞI OY YAZISI
Davacı (ölen eş) tarafından boşanma davası açılmış, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine mirasçıları Türk Medeni Kanunu'nun 181/2. maddesi gereğince davaya devam etmişler, mahkemece, evlilik ölümle sonuçlandığından boşanma talebi ile ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına ve davalı kadının kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, eşler resmi nikahtan önce bir süre birlikte yaşamışlar ve daha sonra resmi nikahları kıyılmıştır. Davacı tanıklarının anlatımlarından bir kısmının bizzat görgüye dayalı olmadığı, bir kısım olaylarla ilgili yer ve zaman belirtilmediği gibi olayların resmi nikahtan önceye mi, sonraya mı ait olduğunun açık bir şekilde anlaşılamadığı, anlatımların bir kısmının duyum ve yoruma dayalı, bir kısmının ise sebep ve saiki açıklanmayan izahlardan ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan, davacı tanıklarından ... ve ... ölen eşin oğlu olup, babalarının ölümüyle davada davacı sıfatıyla yer almışlardır. Tanık ..., eşlerin evliliklerine karşı olduklarını ve düğünlerine gitmediklerini de açıkça anlatmıştır. Diğer davacı tanıkları Şengül ve Şerife ise ölen eşin gelinidir. Tüm bu tanıkların, davalı kadının ölen eşin mirasçısı olmaması yönünde yararları bulunmaktadır. Bu sebeplerle, tanıkların tarafsızlıkları ve anlatımlarının doğruluk derecesi tartışmalı durumdadır. Bu tanıkların anlatımlarını doğrulayan başka delil ya da tanık anlatımı da bulunmamaktadır. Ortada terk nedeniyle açılmış bir dava da yoktur.
Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı kadına izafe edilebilecek kusurlu bir durum kanıtlanamamıştır. Bu yön gözetilmeden, yazılı şekilde davalı kadının kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Hükmün bozulması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy