MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı erkek tarafından açılan anlaşmalı boşanma ( TMK m. 166/3) davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince 11.11.2009 tarihli karar ile tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk ... için aylık 400 TL nafakanın her yıl kanunlar çerçevesinde artışına da karar verilmiş, verilen bu karar taraflarca temyiz edilmeksizin 17.01.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı kadın tarafından 07.02.2017 tarihli dilekçe ile nafakanın kanunlar çerçevesinde artışına ilişkin hükmün açık olmadığını, hükmün icrasında tereddüt uyandırdığını belirterek kararın iştirak nafakası ile ilgili 4. maddesine, nafakanın her yıl kanunlar çerçevesinde ÜFE oranında artış ibaresinin eklenilerek , karardaki eksikliğin giderilmesini tavzih yoluyla talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından 13.02.2017 tarihli ek karar ile düzeltmenin tavzih yolu ile giderilemeyeceği, yeni bir davanın konusunu oluşturduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin tavzih talebinin reddine, istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmiş, ilk derece mahkemesince verilen tavzih talebinin reddine dair 13.02.2017 tarihli ek karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ( HMK. 353/1-b-l) karar verilmesi üzerine, davalı tarafından temyiz edilerek dava dosyası temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiştir.
HMK 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar belirtilmiştir. HMK ‘nun 341/1 maddesinde, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir
Hüküm, yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar olup, nihai karar verilmesi hakimin davadan el çekmesi sonucunu doğurur. Mahkemeler nihai kararlarını vermekle işten elini çekmiş olurlar. Kendi hükümlerini kendileri kaldıramazlar.
Tavzih ise HMK'nın 305. maddesinde düzenlenmiş olup, hükmün (nihai kararın) yeterince açık olmaması veya icrasının nasıl olacağı konusunda tereddüt edilen yahut fıkraları birbirine aykırı (çelişkili) olan hükümler için istenebilir. Hükmün tashihinde ise, hükümdeki yani nihai karardaki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilmesine ilişkindir. Dolayısıyla gerek tavzih gerekse tashih verilen nihai kararın açıklanması veya düzeltilmesi hususlarına ilişkin olup yeni ve değiştirilen nihai bir hüküm niteliği taşımaz.
6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Bölge Adliye Mahkemelerinin, Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin", aynı maddenin 2. fıkrasında da "Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 427 ile 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği" düzenlenmiştir. 1086 sayılı HUMK'nun 432/son maddesi gereğince, ek kararların esas kararın tabi olduğu temyiz yasa yoluna tabi olacağı açıktır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince asıl karar 11.11.2009 tarihinde verilmiştir. İlk derece Mahkemesinin asıl kararının karar tarihinin 11.11.2009 tarihi olarak temyize tabi kararlardan olması, tavzih kararı gibi ek kararların tabi olacağı kanun yolunun, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gereği asıl kararın tabi olacağı kanun yolu olması nedeniyle, ek kararın kanun yolu denetimi "temyiz " olup, incelemenin temyiz mahkemesi olan Yargıtay tarafından yapılması gerekmektedir. Bu itibarla tavzih talebinin reddine dair ek karara yönelik istinaf incelemesi sonucunda verilen Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2017 tarih 2017/587 esas 2017/515 karar sayılı esastan red kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-İlk derece mahkemesinin tavzih talebinin reddine dair 13.02.2017 tarihli ek kararının temyiz incelemesine gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 306. maddesine göre; tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklemek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası cevap süresi belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkemece, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. Ancak gerekli görülürse iki tarafın sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Somut olayda mahkemece belirtilen usule uyulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarihli 2017/587 esas 2017/515 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ... 1. Aile Mahkemesinin 2009/966 esas 2009/1167 karar sayılı tavzih talebinin reddine ilişkin ek kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine dosyanın ... 1. Aile Mahkemesine, karardan bir örneğinin ise ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 24.05.2018 (Per.)
Full & Egal Universal Law Academy