MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, davalı-karşı davacı erkeğin davası, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafakalar, erkek lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-İlk derece mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğin güven sarsıcı eylemleri nedeniyle ağır kusurlu olduğunu kabul edilerek, davacı-k.davalı kadının davasının kabulü ile boşanmalarına, davalı-karşı davacı erkeğin davasının reddine, ortak çocuğun velayetinin davacı-karşı davalı anneye verilmesine, davalı-karşı davacı baba ile ortak çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, davacı-karşı davalı kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına, davacı-karşı davalı kadın yararına 25.000,00 TL maddi tazminata, 5.000,00 TL manevi tazminata (TMK m. 174/1-2), ortak çocuk için 700,00 TL iştirak nafakasına karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı erkek tarafından her iki davaya yönelik olarak istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davalı-karşı davacı erkeğin güven sarsıcı davrandığı ve eşine hakaret ettiği, davacı-karşı davalı kadının ise eşine birden fazla hakaret ettiği, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve birlik görevlerini ağır şekilde ihmal ettiği boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, davalı-karşı davacı erkeğin istinaf taleplerinin tümünün kabulüne, erkeğin davasının kabulü ile lehine 5.000,00 TL. manevi tazminata, ortak çocuğun velayetinin davacı-karşı davalı anneye verilmesine, davalı-karşı davacı baba ile ortak çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk yararına 350 iştirak nafakasına, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının eşine karşı ağır hakaret ettiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı-karşı davacı erkeğin ise güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği ve kadına hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Bu husus gözetilmeden kadının ağır kusurlu olduğu yönündeki belirleme doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olaylarda taraflar eşit kusurludur. Boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması gerekmektedir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Mahkemece davalı-karşı davacı erkeğin manevi tazminat (TMK m. 174/2) isteğinin reddi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak yazılı şekilde erkek lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
4-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olduklarından Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi koşullan davacı-karşı davalı kadın yararına gerçekleşmiştir.Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının sürekli bir işi ve kendisini yoksulluktan kurtaracak düzenli bir gelirinin olmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, bu yön gözetilmeden isteğin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
5-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk lehine takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3, 4 ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bendde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.15.04.2019 (Pzt.)
Full & Egal Universal Law Academy