MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasının ve tazminatların miktarı ile ziynet alacağı davasının reddedilen kısmı yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminatlar ile kadının ziynet alacağı davasının kabul edilen kısmı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1 -Tarafların boşanma ve ferilerine yönelik temyiz itirazları yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tarafların mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında, davalı-karşı davacı erkeğin ayrıca, birlik görevlerini yapmadığı ve kadının namusu hakkında olumsuz söylemlerde bulunduğunun ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2-Tarafların ziynet alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı -davalı kadın dava dilekçesinde boşanmanın yanı sıra cins, nevi ve miktarını açıkladığı ziynet eşyalarının da davalı -davacı erkekte kaldığını belirterek, ziynetlerin aynen iadesini, olmadığı takdirde bedeline hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece " Davanın kısmen kabulü ile Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 29/04/2016 tarihli ek raporun kararın eki sayılması ile birlikte bu raporda bahsi geçen 4 kalem eşyanın aynen yada dava tarihindeki değerlerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan (erkekten) alınarak davacıya (kadına) verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkemece davacı kadının ziynet eşyalarına yönelik, öncelikli yapılan aynen iade talebi hakkında bu husus tartışılmaksızın bedele hükmedilmesi doğru olmadığı gibi hükmedilen ziynetlerin nelerden ibaret olduğu, cins, nitelik, ağırlık ve ayrı ayrı bedelleri olmak üzere nihai toplam bedeli de hüküm fıkrasında gösterilmeyerek, bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında ise; gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun olarak düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alman eşyasın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların infazda güçlül çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu sair yönlerin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, (2.) bentte yer alan bozma sebebine göre tarafların ziynet alacağı davasına yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.05.2018 (Pzt. )
Full & Egal Universal Law Academy