MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Bölge adliye mahkemesince, dava dilekçesinin davalı kadına 10/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde havale tarihi olmadığı, Uyap'ta taranmadığı, ön bürodan kayıt tarihi de almadığı, davalı vekilinin 27/01/2016 tarihli boşanma yetkisi içeren vekaletname sunduğu, 16/02/2016 tarihli ön inceleme duruşmasında ise cevap dilekçemizi tekrar ederiz beyanında bulunmakla davalı kadının vekaletnamenin veriliş tarihi olan 27/01/2016 tarihinde davayı öğrendiği ve cevap dilekçesini de 16/02/2016 tarihinde sunduğunun kabulünün gerektiği, bu durumda süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalı kadının tanıklarının beyanlarına itibar edilerek davacıya kusur yüklenilmesinin doğru olmadığına karar verilmiş olsa da; yapılan incelemede dava dilekçesi her ne kadar kadının mernis adresine tebliğ edilmiş ise de, tebliğ yapılan adres davacı erkek ile aynı adres olup, kadının dava açılmadan 1,5 yıl önce bu adresten çocuklarıyla birlikte ayrıldığı, bu sebeple yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle kadının sunduğu cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu kabul edilmişse de; kadının süresinde olan cevap dilekçesi ve tanık beyanları da dikkate alındığında, yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı erkeğin öfke kontrolü sağlayamadığı, şiddete yönelik eylemlerde bulunduğu, kadına hakaret ettiği, davalı kadının da; erkeği tırmaladığı ve eşinin ailesini istemediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davalı kadına oranla davacı erkeğin daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Yanılgılı değerlendirme sonucu kadının tamamen kusurlu olarak kabulü doğru olmamıştır.
2- Boşanmaya sebep olan olaylar da yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere davacı erkek ağır kusurlu olduğundan, boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan, davalı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, kadının bu istekleri hakkında cevap dilekçesi süresinde olmadığı ve ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle “karar verilmesine yer olmadığı” kararı verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 16.04.2019 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy