MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise boşanma ve ziynet alacağı davasının tamamı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Boşanma davasına yönelik temyiz itirazları yönünden;
a-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle mahkemece boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına (TMK m. 166/1-2) karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin usulüne uygun tebligata (19.08.2014) rağmen 08.09.2014 tarihinde süresinden sonra cevap dilekçesi sunduğunun, süresinde dayanılmayan vakıalar hükme esas alınarak davacıya kusur yüklenemeyeceğinin (HMK m.25/1), bu nedenle mahkemece davacı kadına hakaret vakıasının kusur olarak yüklenilmesinin doğru olmadığının, mahkemece davalı erkeğe yüklenen birlik görevlerini yapmama vakıasına ise kadın tarafından usulünce dayanılmadığından bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, yine de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
c-)Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
2-Davalı erkeğin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazları yönünden;
Davacı kadın dava dilekçesinde ayrıca, niteliklerini belirttiği ziynet eşyalarını erkeğin açacağı iş yerine sermaye olmak üzere elinden aldığını ve iade etmediğini beyanla, ziynetlerin aynen olmadığı takdirde ise bedelinin iadesini talep etmiş, davalı taraf ise ziynetlerin kadın tarafından giderken götürüldüğünü savunmuştur. Toplanan delillerden davacı kadın, ziynet eşyalarının erkeğin uhdesinde kaldığını ve elinden alındığını ispatlayamamış, süresinde de yemin deliline dayanmamıştır. Açıklanan sebeple davacı kadının kısmen kabul edilen ziynet eşyası davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıdaki (1-b), (1-c) ve (2.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1-a) bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.09.2018 (Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy