MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı baba, çocuklarıyla kişisel ilişki kurulmasını talep etmiş, mahkemece, duruşma açılmadan davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı babanın istinaf talebinin ise esastan reddine hükmedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların 16.07.2015 tarihinde kesinleşen karar ile evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı olarak boşandıkları, 2009 doğumlu ... ile 2011 doğumlu ...'in velayetinin davalı anneye bırakıldığı,boşanma davasında davacı babanın, davalı kadının anne ve babasını öldürmesi sebebiyle cezaevinde bulunduğu için çocuklarıyla kişisel ilişki kurulmadığı, daha sonra babanın çocuklarla kişisel ilişki kurulması talebiyle 05.10.2015 tarihinde açtığı davanın da uzman raporu doğrultusunda ve davaya konu çocukların küçük olmaları sebebiyle reddine karar verildiği, bu kararın da 27.02.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Velayet ve kişisel ilişki düzenlenirken; gözönünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "üstün yararı" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1. 34.3/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları;
ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Kişisel ilişki düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Tarafların davayı kabulü de tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. İş bu davada ilk derece mahkemesince,duruşma açılmadan ,uzman raporu alınmadan karar verilmiştir.Bu sebeple duruşma açılarak, tarafların sundukları takdirde delilleri toplanılarak, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenilip; idrak çağında bulunan çocukların kişisel ilişki konusundaki görüşü de bizzat alınarak ve gerekirse cezaevi koşulları da araştırılıp, delillerle hep birlikle değerlendirilerek, kişisel ilişki konusunda bir karar verilmesi gerekirken; bu hususta eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 10.11.2017 tarihli kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi olan ... 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli 2016/530 esas, 2016/651 karar sayılı kararının yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 21.03.2018(Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy