MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Boşanma
KARAR DÜZELTME İSTEYEN: Davacı
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 02/05/2018 gün ve 2016/17833 esas - 2018/5873 sayılı ilamıyla ilgili davacı erkek tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
1- Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinin 2015/214 esasına kayden yapılan yargılaması sonucunda 21/04/2016 tarihli ve 2015/214 esas, 2016/296 sayılı karar ile davanın kabulüne Türk Medeni Kanunu'nun 166/2. maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, dava tarihinden 10/11/2015 tarihine kadar aylık 400,00 TL, 11/11/2015 karar tarihine kadar aylık 600,00 TL, karar tarihi itibari ile aylık 800,00 TL davalı kadın lehine tedbir nafakası takdirine, bu miktar nafakanın kararın kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına, davalı kadın lehine 50.000,00 TL maddi 50.000,00 TL manevi tazminat takdirine, davacı erkeğin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden, davalı kadın tarafından ise kararın tamamına yönelik olarak temyiz edilmiştir. Dairemizin 02.05.2018 tarihli ve 2016/17833 esas ve 2018/5873 karar sayılı ilamıyla “Davacı erkek dava dilekçesinde taraflar arasında daha önce verilen ayrılık kararına rağmen ortak hayatın yeniden kurulamadığından bahisle Türk Medeni Kanunu'nun 172. maddesine dayanarak boşanma isteminde bulunmuş, mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 166/2. maddesi uyarınca davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı tarafından daha önce davalı aleyhine bir boşanma davası açıldığı, bu davada bir yıl süre ile ayrılık kararı verildiği ve hükmün 27.02.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ve açıklanan olaylara göre, boşanma davası Türk Medeni Kanunu'nun 172. maddesinde yer alan sebebe dayanmaktadır. Tarafların gösterdikleri delillerin bu kapsamda değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, erkeğin davasının evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/2-1) hukuksal nedenine dayalı olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bozma ilamı hakkında davacı erkek karar düzeltme talebinde bulunmuştur. İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinin 21/04/2016 tarihli, 2015/214 esas ve 2016/296 sayılı kararının gerekçe kısmında “Tarafların 1985 yılında evlendikleri ortak çocuklarının reşit olduğu, yaklaşık 5-6 yıldır ayrı yaşadıkları, davacı tarafça açılan boşanma talepli davanın İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesinde görüldüğü ve 28/05/2013 tarihinde tarafların barışarak evlilik birliğini devam ettirebileceği kanaati hasıl olduğu gerekçesiyle reddedilerek bir yıl süre ile ayrılıklarına karar verildiği kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürenin geçmesine rağmen tarafların bir araya gelmedikleri tanık beyanlarına göre de artık gelmelerinin mümkün olmadığı; ayrılık kararından sonra tarafların bir araya gelerek evlilik birliğini tesis etmedikleri ve tekrar bir araya gelme olanaklarının bulunmadığı hususu da belirtilerek'' Türk Medeni Kanunu'nun 172 maddesinde yer alan sebebe dayalı da inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından Dairemizin 02.05.2018 tarihli, 2016/17833 esas ve 2018/5873 karar sayılı ilamı ile verilen bozma kararının kaldırılmasına ve bozma ilamı ile incelenmesine yer olmadığına karar verilen tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin tüm, davalı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yersizdir.
b)Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple davacı erkeğin karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442. maddeleri gereğince KABULÜNE, 02/05/2018 tarihli, 2016/17833 esas ve 2018/5873 karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden davalı kadın lehine BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 15.05.2019 (Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy