MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 31/10/2017 gün ve 2016/18649-2017/11973 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Mahkemece; asıl ve birleşen davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin, davacı-davalı anneye verilmesine, davalı-davacı baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine karar verilmiş, çocuk için tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmiş, davacı-davalı kadının manevi tazminat davalı-davacı erkeğin yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karar, davalı-davacı erkeğin temyizi üzerine Dairemizce; temyiz sınırlaması yapılmadan “mahkemece gerekçeli kararda boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olduğu kabul edilerek her iki boşanma davasının kabulüne karar verilmiş, ancak erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar ve kadının boşanma davasının kabulüne ilişkin gerekçeler karar yerinde gösterilmemiştir. Bu haliyle karar yeterli gerekçeden yoksun olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu bakımdan gerekçesiz karar oluşturulması usule aykırı bulunmuştur." gerekçesi ile bozulmuştur.
Davacı-davalı kadın karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dairemizin 31.10.2017 tarihli bozma ilamına esas davalı-davacı erkeğin temyiz dilekçesinde “Her iki dava bakımından boşanma kararının onanması” talep edilmiş, buna karşın hüküm kusur belirlemesi, eksik inceleme, aleyhine hükmedilen iştirak nafakası, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmiştir. Başka bir ifade ile davalı-davacı erkeğin, asıl ve birleşen davada hükmün boşanmaya ilişkin bölümünü temyizin kapsamı dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Hüküm, temyiz sınırlaması yapılmayarak sanki boşanma kararı da temyiz edilmiş gibi bozulmuştur. Kısmi temyiz halinde, temyiz incelemesi kararın temyiz edilen bölümleriyle sınırlı olarak yapılır. Bu bakımdan, davalı-davacı erkeğin, hükmün boşanmaya ilişkin bölümünü temyiz etmediği halde kararın boşanma hükmünü de kapsayacak şekilde bozulması hatalı olmuştur. Davacı-davalı kadının bu yöne temas eden karar düzeltme talebi haklı ve yerinde olup kabulü ile bozma kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı davacı erkeğin kusur belirlemesi, eksik inceleme, aleyhine hükmedilen iştirak nafakası, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz incelemesi sonucunda; Anayasanın 141/3. maddesi "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 3. bendine göre, mahkeme kararlarında her iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel mahkemenin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur. Mahkemece; "Yapılan yargılama sonucunda dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların 17/08/1996 tarihinde evlendikleri ve bu evlilikten bir çocuklarının olduğu, evlilik birliğinde taraflar arasında saygı/sevgi ortamının ve bir arada yaşama iradesinin kalmadığı, taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte geçimsizliğin mevcut olduğu görülmüştür. Bu nedenle eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre asıl davanın ve Mahkememizin birleşen 2011/956 esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına” şeklinde belirleme ile her iki boşanma davasının kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece delillerin ret ve üstün tutulma nedenleri, delillerden hangi vakıaların kabul edildiği, bu vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin neler olduğu kararda belirtilmemiştir. Bu haliyle karar yeterli gerekçeden yoksun olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu bakımdan gerekçesiz karar oluşturulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı-davalı kadının karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/1-4. maddesi gereğince yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple KABULÜNE, Dairemizin 31.10.2017 gün ve 2016/18649 esas ve 2017/11973 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, mahkeme kararının yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple boşanmanın fer'ileri yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-davacı erkeğin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 24.10.2018(Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy