MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
İlk derece mahkemesince Türk Medeni Kanunu'nun 166/4. maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına dair verilen karara karşı davalı kadın tarafından tüm yönlerden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine görevli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından verilen 15.05.2018 tarihli kararla “...davacı erkeğe hangi hukuki sebebe dayalı olarak dava açtığının açıklattırılması, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (166/1-2) ve fiili ayrılık (166/son) hukuksal nedenlerine aynı anda dayanılması halinde her bir talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması, davacının son celse vermiş olduğu beyanın ıslah olarak nitelenmesi halinde davanın ıslah edilmiş haliyle TMK'nın 166/son maddesi kapsamında değerlendirilerek sonuçlandırılması, davalı kadının cevap dilekçesinde talep ettiği nafaka ve tazminat miktarlarının da aynı şekilde açıklattırılması ve bu talepler hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi...” gerektiği gerekçeleriyle davalının istinaf talebinin diğer yönler incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin giderilerek yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, bölge adliye mahkemesi esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verir (HMK m. 353/ l-a-6). Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir (HMK nı.361/1). Yukarıda açıklandığı üzere, bölge adliye mahkemesince işin esasına yönelik temyizi kabil nihai bir karar verilmediği de gözetildiğinde, bölge adliye mahkemesince verilen gönderme kararı kesin olup temyiz edilemez.
Temyiz dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi temyiz dilekçesinin reddine karar verir ve HMK 344’üncü maddesine göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder (HMK m. 346/1 ve 366). Temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise 01.06.1990 tarih 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından da temyiz talebininreddine karar verilmelidir. Bu İçtihadı Birleştirme Kararı HUMK hükümleri nedeniyle verilmiş olsa da HMK’daki benzer düzenlemeler de aynı yorum ve sonucu gerektirdiğinden, HMK hükümlerine göre temyiz yönünden de uygulanmalıdır. Somut olayda kesin bir karara karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu ancak bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, davacı tarafından temyiz isteminde bulunulan bölge adliye mahkemesi kararı kesin nitelikte olduğundan, davacının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda gösterilen sebeple davacının temyiz dilekçesinin REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 29.04.2019 (Pzt.)