MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : ...
DAVALI-DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile aleyhine hükmedilen tazminatlar, yoksulluk nafakası, velayet ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-İlk derece mahkemesinin erkeğin davasının kabulüne dair boşanma hükmü, davalı-davacı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulmayarak kesinleştiğinden, davalı-davacı kadının, davacı-davalı erkeğin davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3-Davacı-davalı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davası ile davalı-davacı kadın tarafından açılan birleşen boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesinin 04/07/2017 tarihli kararı ile ortak çocuk ...'in velayeti, karar kesinleşinceye kadar tedbiren ve kararın kesinleşmesinden sonra sürekli olmak üzere, kadına verilmiştir. Hükme karşı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesi erkeğin velayete yönelik talebini kabul etmiş ve ilk derece mahkemesi kararını velayet yönünden kaldırarak ortak çocuğun velayetini davacı-davalı erkeğe vermiştir.
Velayet düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “çocuğun üstün yararı"dır(Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.l; TMK m. 339/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçeriidir. Bu nedenle, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin dahi göz önünde bulundurulması gerekir. Tarafların davayı kabulü de tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Bu itibarla; ilk derece mahkemesinin 04/07/2017 tarihli kararından itibaren velayeti tedbiren davalı-davacı kadında bulunan ortak çocuk Veli Eymen’in velayet durumunun, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi uyarınca, psikolog, pedegog ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir heyet tarafından incelenerek uzman raporu da alındıktan ve tüm delillerle birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin davalı-davacı kadının davacı-davalı erkeğin davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz edilen hükmün yukarıda 3. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 11.06.2019 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy