MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil - Aile Konutu Şerhi Konulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından asıl karar ve 22.02.2019 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair karar yönünden, davalı ... tarafından ise asıl karar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 15/10/2019 günü duruşmalı temyiz eden davacı ... ile vekili Av. İlknur Peker ve karşı taraf temyiz eden davalı ... ve diğer davalı ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı ...’ın usulüne uygun olarak açılmış tapu iptali ve tescil ile aile konutu şerhi konulması davası bulunmadığından temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Davacı, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu iddiası ile Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca tapunun iptali ile davalı eşi adına tescili ve aile konutu şerhi konulması talebinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazın, davacının eşi ... tarafından 01.08.2012 tarihinde davalılardan ...’e devredildiği anlaşılmaktadır. Aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devri, davacının açık rızasını gerektirmektedir (TMK m. 194/1) (HGK'nun 24.05.2017 tarih 2017/2-1604 esas, 2017/967 karar sayılı kararı). Davalı eş dava konusu aile konutu olan taşınmazı, diğer davalı lehine satış işlemi tesis etmiş olup, yapılan yargılama ve toplanan delillerle bu işlem sırasında davacı eşin açık rızasının alındığı ispatlanamamıştır. Rıza alınmadan aile konutu ile ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. O halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
b)Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir (HMK m. 389/l). İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği taktirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder (HMK m.397/1). Mahkemece yargılama sırasında 10.09.2012 tarihli ara kararla dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, nihai kararda ihtiyati tedbir ile ilgili bir hüküm verilmemiştir. Nihai karardan sonra ise davalı ...’ün talebi üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece ara kararla uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, yargılama sonunda uyuşmazlığın esası ile ilgili nihai kararın verilmesinden, hakimin bu şekilde dosyadan el çekmesinden sonra resen ya da tarafların talebi ile dosyanın tekrar ele alınması ve yeniden bir hüküm kurulması mümkün değildir. Bu itibarla mahkemenin 22.02.2019 tarihli kararı ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/a ve 2/b bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davalı ...'ın temyiz itirazlarının ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple REDDİNE, duruşma için takdir olunan 2.037 TL vekalet ücretinin, davalılardan alınarak davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.10.2019 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy