MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı kadın, temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanun’un 363/3. maddesinde adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabileceği ve 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği düzenlenmiştir. Davalı kadının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davalı kadının adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak görülen boşanma davasında, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince “Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, müşterek çocukları babalarına karşı kışkırtan, eşinin akrabalarına ilgi ve saygı göstermeyen sürekli dayanaksız şikayetçi olup kıskanç davranışlar sergileyen davalı kadın tam kusurlu olduğu, TMK 166/1 maddesi uyarınca davanın kabulüne karar vermek gerekirken süresi içerisinde sunulmayan cevap dilekçesi ve davalının tanıklarının beyanına itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle ilk derece mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı erkeğin dava dilekçesinin davalı kadına tebliğ mazbatasında Tebligat Kanunu ve yönetmeliklerine aykırı olarak "İmzadan imtina eden komşusuna sorulduğu, muhatabın nereye gittiğinin bilinmediğinin belirtildiği, isimden ve imzadan imtina edildiği, tebligatın 21. madde gereğince mahalle muhtarlığına teslim edildiği, kapısına (2) nolu haber kağıdının yapıştırıldığı ve imzadan imtina eden komşuya haber verildiği" belirtilerek tebliğ edilmiş olup komşunun adı mazbatada bulunmamaktadır. Tebligat Kanunu ve Yönetmeliğin ilgili maddeleri uyarınca, yapılacak tebliğ işleminde
muhatap adreste bulunmaz ise; adreste bulunmama sebebi, tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği araştırılarak komşu (kapıcı-yönetici) beyanının alınması, beyanda bulunan komşunun adı ve soyadının tebligat parçasına yazılması gerekir. Tebligat mazbatasına muhatabın nerede olduğu sorulan ve haber bırakılan komşu adı yazılmadan, 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılmak suretiyle evrak muhtara teslim edilerek tebliğ işlemi tamamlanmıştır. Bu hali ile belirtilen tebliğ işlemi Tebligat Kanunu’nun 21/1. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30 ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmamış olmakla söz konusu tebligat geçersiz olduğundan davalı kadının cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ile cevap dilekçesinin ve davalı tanıkların beyanlarının dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, cevap dilekçesinin süresinde olmadığından bahisle karar verilmesi doğru değildir.
Bununla birlikte, dilekçeler aşamasında tanık olarak gösterilmeyen İlknur Çalışkan isimli tanığın beyanları esas alınarak davalı kadına kusur yüklenilmesi doğru olmadığı gibi, dava dilekçesinde dayanılmayan “müşterek çocukları babalarına karşı kışkırtma” vakıası da kadına kusur olarak yüklenemez. Ayrıca “eşinin akrabalarına ilgi ve saygı göstermeme” vakıasından sonra tarafların birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup bu vakıanın da davacı erkek tarafından affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, bu vakıanın da davalı kadına kusur olarak yüklenilemeyeceği açıktır. O halde, davalı kadının boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olduğu hususu ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu duruma göre davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıdaki sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 28.11.2019 (Prş.)
Full & Egal Universal Law Academy