MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması, Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen İstanbul Anadolu 19. Aile Mahkemesinin 23/03/2016 tarihli, 2015/292 E. ve 2016/206 K. sayılı kararının kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının 12/07/2019 tarihli ve 39152028-153.01-503-2019-E. 1077/18080 sayılı yazısına istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/80589 sayılı ve 20/08/2019 tarihli yazısı ile istenilmiş, bozma sebebi olarak taraflarca düzenlenip mahkemeye sunulan, mahkemece bazı hükümleri çıkartılan, diğer hükümleri onaylanan ve ilamın karar bölümüne eklenen protokolde; bazı maddelerin protokolü kabul eden davalı eşe yüklenen edimleri belirsiz hale getirdiği, davacıya çocuk için belirlenen "1.000,00 TL" olan
nafakayı dilediği miktarda arttırma imkanı verdiği, yine davacının kira ve diğer masraflarının ne miktarda olursa olsun davalı tarafından karşılanacağının kabul edildiği, dava dışı 3. kişi durumdaki davalının ortak olduğu şirkete edim yüklediği ve teslim edilecek dairenin vasıflarının dahi belirsiz olduğu, aynı şekilde hem davalıya, hemde dava dışı davalının ortak olduğu şirkete miktar, vasıf ve değeri belirli olmayan edimler yüklendiği anlaşıldığından mahkemece, taraflarca getirilen düzenlemeye müdahale ederek bunu değiştirmek ve önereceği değişikliğin taraflarca kabulü halinde Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtilerek hükmün 6100 sayılı HMK m.363/1 uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
Evlilik birliğini sonlandırmak isteyen eşlerin dayanabileceği boşanma sebeplerinden birisi de anlaşmalı boşanmadır. Anlaşmalı boşanmaya hükmedilebilmesi için eşlerin
boşanmanın mali sonuçlarına ve çocuğun durumuna ilişkin bir anlaşmayı hâkimin onayına sunması ve hâkimin de bu anlaşmayı onaylaması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanmanın maddi koşullarından biri olan bu anlaşmanın yapılabilmesi için hem eşler hem de boşanma kararı verecek hâkim bakımından bazı koşulların yerine getirilmiş olması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmelerin kurulması, geçerliliği ve hükümlerine ilişkin hükümleri, boşanma hukukunda aksine bir hüküm olmadıkça boşanmaya ilişkin anlaşma bakımından da geçerlidir. Eşler arasında yapılan anlaşma, boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin taraflarca düzenlenen ve hakimin onay şartına bağlı özel hukuk sözleşmeleridir (YILMAZ-BİLGİN, Esra Pınar: Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma, İstanbul 2016).
Her sözleşme, ifa edilmek amacıyla akdedilmektedir. Ahde vefa ilkesi uyarınca sözleşme kurulduktan sonra meydana gelen hal ve şartlar, tarafların sözleşme ile üstlendikleri ifaları etkilememelidir. Ancak bu ilkenin istisnasız uygulanması mümkün olmamaktadır. Ahde vefa ilkesinin istisnalarından birini işlem temelinin çökmesi oluşturmaktadır (TBK m.138). Sözleşme kurulduktan sonra gerçekleşen değişiklikler sözleşmenin bir tarafı için katlanılmaz durumda ise mağdur taraf sözleşmenin uyarlanmasını, feshi ya da sözleşmeden dönmeyi talep edebilecektir. İmkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan
uyarlama isteminin temeli, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarıdır. İşlem temelinin çökmesi kavramı altında değerlendirilen aşırı ifa güçlüğü, sözleşmenin yapılmasına temel oluşturan olguların, sözleşmenin kurulması sırasında tarafların öngöremeyecekleri, hesaba katmalarının beklenemeyeceği olağanüstü durumların ortaya çıkmasıyla esaslı şekilde değişmesini, sözleşmede edimler arasında kurulan dengenin alt üst olmasını, borçlu için sözleşme koşullarında borcun ifasının dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde ağırlaşmasını ifade etmektedir (Havutçu Ayşe, "İfa Engelleri ve İfa Engellerine Bağlanan Hukuki Sonuçlar", Prof. Dr. Cevdet Yavuz'a Armağan, İstanbul 2011, s.335). Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı tutulmazlar, değişen bu koşullar karşısında Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini, belirsizlik var ise belirsizliğin giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceklerdir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteği yerinde görülmemiş, talebin reddine karar verilmek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, oybirliğiyle karar verildi. 25.09.2019 (Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy