MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
SAYISI: 2023/668 E., 2024/428 K.
DAVA TÜRÜ: Boşanma
Taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılaması sonucunda verilen karar davalı erkek vekili tarafından kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden; davacı kadın vekili tarafından ise katılma yoluyla yoksulluk nafakasının miktarı ve artış taleplerinin dikkate alınmaması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince verilen 19.01.2023 tarihli hüküm, Dairemizin 10.05.2023 tarih, 2023/3336 E.- 2023/2308 K. sayılı ilamı ile, kadın yararına yoksulluk nafakası verilmesi koşullarının oluştuğu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda kesinleşen kısımlar (kişisel ilişki, velâyet, ortak çocuk lehine hükmedilen nafakalar) hakkında yeniden hüküm kurulamayacağı, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının ise yerinde görülmediği belirtilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından dava dilekçesinde aylık 500,00 TL yoksulluk nafakası talep edildiği, davacı tarafın 09.05.2024 tarihli duruşmada talebini toplam aylık 3.000,00 TL yoksulluk nafakası olarak artırdığı, nafakanın artırılması talebinin niteliği itibarıyla bölünebilir bir alacak olmadığı dikkate alındığında ıslah yolu ile artırılamayacağı, boşanma davası içinde iştirak nafakası miktarının ıslah ile artırılabileceği, bu durumda davacının duruşmadaki beyanı dikkate alınarak öncelikle bu artırımın geçerli bir ıslah olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, davalı tarafın ıslah itirazı üzerine davacı tarafça bir beyanda bulunulmadığı, ıslah için süre istenilmediği ve önceki beyanın tekrar edilmesi ile yetinildiği, bu durumda davacı tarafından belirtilen beyanın usulüne uygun bir ıslah olmadığı dikkate alındığında talep edilen bu rakamın dikkate alınmadığı belirtilerek davacı kadın lehine daha önce hükmedilen tedbir nafakasının 09.05.2024 tarihinden itibaren aylık 500,00 TL'ye artırılmasına ve karar kesinleşinceye kadar devamına, davacı kadın lehine kararın kesinleşmesiyle birlikte aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacı kadına verilmesine, dava konusu diğer hususlar kesinleştiğinden bu hususlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir (6100 sayılı Kanun md. 176/1-2). Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir (6100 sayılı Kanun md. 177/3).
6100 sayılı Kanun'un 177 inci maddesinde yer alan ıslahın zamanı hususunda 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 18 inci maddesi ile açıklayıcı bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre; birinci fıkradan sonra gelmek üzere ikinci fıkra olarak "Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." hükmü getirilmiştir. Böylelikle kanunda öngörülen şartları sağladığı takdirde Yargıtay bozma kararı ve Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma/gönderme kararından sonra da ıslah yapılabilmesi mümkün kılınmıştır.
Yapılan incelemede; davacı kadın vekilinin dava dilekçesinde lehine aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesi talebinde bulunduğu, bozma sonrası yapılan 09.05.2024 tarihli celsede ise talep ettiği yoksulluk nafakasının miktarını aylık toplam 3.000,00 TL olarak sözlü ıslah niteliğindeki beyanı ile Mahkemeye bildirdiği görülmüştür. Her ne kadar boşanmanın fer'îsi niteliğindeki manevî tazminat talebi bölünmezlik ilkesi gereği ıslah ile artırılamaz ise de nafakaların bölünemez alacak niteliğinde olmamaları nedeni ile ıslah ile artırılabileceği, bu hale göre erkek yararına usuli kazanılmış hak oluşturan bir yön de bulunmadığı göz önüne alındığında Mahkemece yoksulluk nafakasının miktarının ıslah beyanına göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle dava dilekçesinde belirtilen talep miktarının dikkate alınması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden davacı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ONANMASINA,
Aşağıdaki temyiz giderinin ...'ye yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran Nahide'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.