MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/978 E., 2024/372 K.
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2019/745 E., 2022/49 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen manevi tazminat ve miktarı, kadının reddedilen yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince, "kadının, evlilik birliğinin yüklemiş olduğu görevlerini yerine getirmediği, ev işlerini gereği gibi yerine getirmediği, ev eşyalarını sattığı, intihara kalkıştığı, hakaret ve tehdit ettiği, aşağıladığı, erkeğin ise kadına hakaret ve küfür ettiği", bu suretle erkeğin az, kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle asıl ve karşı davanın kabulü ile boşanmalarına karar verilmiştir. Kararın kadın vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar, kadın vekilince temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; İlk Derece Mahkemesince kadına yüklenen "ev eşyalarını satma" vakıasına ilişkin tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu ve ispatlanamadığı, yine "intihara kalkışma" vakıasından sonra tarafların evlilik birliğinin devam etttiği ve af kapsamında kaldığı, kadına bu vakıların kusur olarak yüklenemeyeceği, bununla birlikte kadının dilekçelerinde dayandığı "erkeğin, kadını tehdit ettiği", "kadının babasına hakaret ve küfür ettiği" vakıalarının dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı ve erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği görülmüştür. Bu hale göre Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen tarafların diğer kusurları birlikte değerlendirildiğinde, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu oldukları anlaşılmıştır. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hatalı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin az, kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinde, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olduğuna ve eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğine göre, erkek yararına manevî tazminat verilmesinin yasal koşulları oluşmadığından erkeğin manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, yoksulluk nafakasının toptan ve durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.Toplanan delillerden; kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının daha ağır kusurlu olmadığı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, ortak çocuklarının olmaması ve yaşları da dikkate alındığında kadın lehine, 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası dikkate alınarak, "hakimin takdir yetkisi" çerçevesinde yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere "toptan ödeme" kararı verilmesi hususu da tartışılıp değerlendirilerek buna göre yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, kusur belirlemesi ile davacı-davalı erkek yararına hükmedilen manevî tazminat ve davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının, kusur belirlemesi ile davacı-davalı erkek yararına hükmedilen manevî tazminat ve davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.