MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/727 E., 2025/1078 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çivril 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2023/809 E., 2024/656 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, erkek lehine kabul edilen tazminatlar ve miktarları, kadın lehine kabul edilen tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Somut uyuşmazlıkta, erkek tarafından açılan zina hukuki sebebine dayalı ve kadın tarafından evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince, asıl dava yönünden kadının zina eylemini gerçekleştirdiği kanaatine ulaşıldığı, kadının zina eylemini birleşen dosyanın kararından sonra gerçekleştirdiği, her ne kadar zina eylemi evlilik birliğinin sona ermesindeki en kusurlu davranış olarak kabul edilse de eylemin gerçekleştiği dönemde taraflar arasında evlilik birliğinin fiili olarak sona ermiş olup evliliğin sadece resmi olarak devam ettiği, evliliğin boşanma davasında verilen sonuç ile değil boşanma davasının kabulü kararının kesinleşmesi ile sona ereceği, zina sebebine dayalı boşanma davasının özel sebeplerden olduğu, özel sebeplerin varlığı halinde diğer kusurlu davranışların boşanmada kusurlu olarak kabul edilmeyeceği, her ne kadar tanık R.E.'nin beyanları ile eşine ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığı sabit görülmüşse de zina eyleminin bu kusurlu davranışlardan daha ağır bir davranış olduğu, asıl dava yönünden aldatan ve zina eyleminde bulunan kadının evlilik birliğinin sona ermesinde kusurlu olduğu belirtilerek zina hukuki sebebi ile açılan davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, erkek lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Birleşen dava yönünden ise, davaların açılış tarihleri arasında 3 yıllık zaman aralığı olduğu, farklı eylem, sebep ve kanun maddelerine dayanıldığı, bu sebeple birleşen dosya yönünden de ayrı karar verilmesi gerektiği, birleşen dosyanın 20.08.2020 tarihinde açıldığı, birleşen dosya yönünden bu tarihe kadar geçerli olan eylem ve kusurlu davranışların geçerli olacağı, birleşen dosya davalısı erkeğin evlilik birliğine uygun hareket etmediği, kadının çocuk sahibi olmak istediği, buna dair tedavi gördüğü ancak erkeğin tedavi olmadığı, davacı kadına yaptığı her harcamanın hesabını sormak ve harçlık vermemek gibi ekonomik şiddet, çatal fırlatmak şeklinde fiziksel şiddet uyguladığı, cinsel birliktelikten ve çocuk olması için yapılan tedavi sürecine tam anlamıyla katılım sağlamaktan kaçınma şeklinde cinsel ve azarlama, bağırma çağırma gibi psikolojik şiddette bulunduğu, kadının birleşen davası yönünden evlilik birliğinin sona ermesinde erkeğin tam ve asli kusurlu olduğu belirtilerek, birleşen davanın kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile tarafların boşanmalarına, kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kararın davalı- davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kadının evlilik birliği devam ederken, başka bir erkekle birlikte yaşamaya başladığı ve bu erkekten çocuğunun olduğu, bu durumda, İlk Derece Mahkemesinin, erkeğin zina sebebine dayalı boşanma davasını kabulünün doğru olduğu, evlilik birliği sona erinceye kadar, herhangi bir sebeple açılmış boşanma davalarında taraflara yüklenmiş tüm kusurların, birlikte değerlendirilip, tarafların kusur oranlarının bir kez belirlenmesi, belirlenen bu orana göre maddi ve manevi tazminatlar ile yoksulluk nafakası konularında her bir taraf yönünden bir kez hüküm kurulması gerektiği, tarafların kusurları bölünerek, her bir dava için ayrı kusur belirlemesi yapılıp, boşamanın ferisi olan konularda da her bir dava için ayrı hüküm kurmanın, Türk Medeni Kanunundaki düzenlemelere aykırı düşeceği, İlk Derece Mahkemesince, asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kusur değerlendirilmesi yapılması ve hatalı bu değerlendirme sonucu hem davacı-davalı erkek, hem de davalı-davacı kadın yararına ayrı ayrı maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı, ancak, İlk Derece Mahkemesince erkeğe atfedilen kusurlar ile kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden kararın istinaf edilmeyerek kesinleştiği, bu durumda, boşanmaya sebep olan olaylarda, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda kadın daha ziyade kusurlu ise de, erkeğin istinaf talebinin bulunmaması sebebiyle, usulü kazanılmış haklar ve aleyhe hüküm kurma yasağı da gözetilerek kusur belirlemesi ve kadın yararına hükmedilen tazminatlar yönünden kararın eleştirilmekle yetinildiği belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddinek arar verilmiş, bu karara karşı kadın vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı-davalı erkek tarafından 03.12.2023 tarihinde 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) 161 nci maddesinde düzenlenen zina hukukki sebebine dayalı olarak, davalı-davacı kadın tarafından ise 20.08.2020 tarihinde 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı boşanması davası açılmıştır. Erkek dava dilekçesinde zina, kadın ise fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet vakılarına dayanmış olup, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kusur değerlendirmesi yapılarak asıl davada kadının evlilik birliği devam ederken başka bir erkekle birliktelik yaşamaya başlayarak ve bu erkekten çocuk dünyaya getirerek zina eylemini gerçekleştirdiği, birleşen davada ise erkeğin kadına fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddet eylemini gerçekleştirdiği kabul edilmiş, asıl davada kadın, birleşen davada erkek kusurlu kabul edilerek her iki davanın da ayrı ayrı kabulüne, iki taraf lehine maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu kabul edilerek erkeğin istinaf talebinin bulunmaması sebebiyle, usulü kazanılmış haklar ve aleyhe hüküm kurma yasağı da gözetilerek kusur tespiti ve kadın yararına hükmedilen tazminatlar yönünden kararın eleştirilmekle yetinildiği belirtilmişse de, İlk Derece Mahkemesince, her iki boşanma davasında, bu davaların esasını oluşturan "Boşanma" talepleri konusunda ayrı ayrı değerlendirme yapılması yerinde olmakla birlikte, her iki boşanma davası için ayrı kusur belirlenerek, sonucunda boşanma davalarının eki niteliğinde bulunan tazminat talepleri konusunda ayrı ayrı hüküm kurulması doğru olmamıştır. Evlilik birliği sona erinceye kadar, herhangi bir sebeple açılmış boşanma davalarında taraflara yüklenmiş tüm kusurlar, birlikte değerlendirilip, tarafların kusur oranlarının bir kez belirlenmesi ve belirlenen bu orana göre maddi- manevi tazminatlar ile yoksulluk nafakası konularında her bir taraf yönünden bir kez hüküm kurulması gerekir. Tarafların kusurları bölünerek, her bir dava için ayrı kusur belirlemesi yapılıp, fer'i konularda da her bir dava için ayrı hüküm kurmak, Türk Medeni Kanunundaki düzenlemelere (TMK m. 4,174/1 -2, 175) aykırı düşer. Kanuna açıkça aykırılık hallerinde bu hususun re'sen ele alınması gerekli olup istinaf incelemesi yapan Mahkemece hükmün ilgili yönlerinin kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinden bahisle somut olayda olduğu gibi karar verilmesi mümkün değildir. Boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddî ve manevî tazminat, yoksulluk nafakası gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi, delillerin birlikle değerlendirilmesiyle ve kusur oranlarının birlikte takdiri ile mümkündür. O halde Mahkemece asıl ve birleşen boşanma davasındaki deliller birlikte değerlendirilerek, tüm kusurlu davranışlar birlikte ele alınıp, taraflar için bir kez kusur oranı belirlendikten sonra, tarafların maddi-manevi tazminat talepleri konusunda, bir kez hüküm kurulması gerekirken, zina hukuki sebebi ve evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılmış karşılıklı boşanma davalarında; asıl davada ayrı, birleşen davada ayrı kusur belirlenip, maddi-manevi tazminat talepleri hakkında iki ayrı hüküm (iki taraf yönünden de kabul) kurulması hatalı olmuş kararın bozulmasını gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.