MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/820 E., 2025/581 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynetlerin İadesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Eskişehir 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/324 E., 2023/44 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından karşı ve birleşen davanın kabulü, kusur belirlemesi, nafaka ve tazminat taleplerinin reddi, çocuk yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı ile ziynet alacağı talebinin reddi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise katılma yoluyla asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminatların miktarı, birleşen davada ayrıca tazminata hükmedilmemiş olması, tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası talebinin reddi, ... için ergin olduğu tarihe kadar iştirak nafakasına hükmedilmemesi, ortak çocuk ... için aleyhine hükmedilen iştirak nafakası ve velayet yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tanık beyanlarının hükme esas alınabilmesi için, bu beyanların açık ve anlaşılır nitelikte olması, olayların gerçekleşme biçimini, yer, zaman ve oluş sırasıyla birlikte tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koyması zorunludur; ancak bu şekilde alınan tanık anlatımları hüküm kurmaya elverişli kabul edilebilir. Tanıkların beyanlarının değerlendirilmesi ve bu beyanlardan hangi sonucun çıkarılacağı hususunda kanaat oluşturma yetkisi hâkime ait olmakla birlikte, bu kanaatin sağlıklı şekilde oluşabilmesi, ancak somut, belirli ve görgüye dayalı anlatımların varlığına bağlıdır. Buna karşılık “söyleyebilirim”, “kanaat belirtemem”, “bilgisini edindim”, “olması gerekir” şeklindeki tahmin ve kanaate dayalı ifadeler hüküm kurmaya elverişli nitelikte değildir. Somut olayda dinlenen tanık beyanlarının yukarıda belirtilen nitelikleri taşımadığı, açık ve net bir anlatım içermediği, bu haliyle ziynet eşyalarının davalı tarafından alınıp alınmadığının, alındı ise hangi amaçla kullanıldığını ve kadına iade edilip edilmediğinin bu beyanlarla tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken, ziynete ilişkin beyanda bulunan tanıkların (..., ..., ..., ..., ...) yeniden dinlenilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde olayların oluşuna dair yer, zaman ve biliniyor ise ziynetlerin cins ve miktarlarını da içerecek biçimde açık, net ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde beyanlarının alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve belirsiz tanık anlatımlarına dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı-davacı kadının ziynet alacağı davası yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'ye geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.