MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1311 E., 2025/1112 K.
DAVA TÜRÜ: Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 9. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2018/819 E., 2022/102 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından katılma yolu ile kusur belirlemesi, maddi tazminat ve nafaka miktarı, reddedilen manevi tazminat istemi yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, maddi tazminat ve miktarı, nafaka miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı kadın tarafından maddi tazminat miktarı yönünden istinaf edilmemiş olup bu yönde Bölge Adliye Mahkemesince de yeni bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; kadının lehine hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince her ne kadar kadına ''davalının iş yerine giderek bağırıp çağırarak onun itibarını sarstığı'' vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de davalı erkek tarafından bu vakıaya usulune uygun olarak dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanılmadığından bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenilmesi mümkün değildir. Davacı kadının boşanmaya sebebiyet verecek başkaca kusurlu bir davranışı da ispat edilememiş olup boşanmaya sebebiyet veren olaylarda evin giderlerini karşılamayan ve birlikte yaşamaktan kaçınan davalı erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece hatalı değerlendirme sonucu erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün kusur belirlemesi yönünden kadın yararına bozulması gerekmiştir.
3.Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (4721 sayılı Kanun md. 175). Aynı Kanunun 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında, yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebileceği öngörülmüştür. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücünün göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Somut uyuşmazlıkta yoksulluk nafakasının kadın yararına irat şeklinde ödenmesine hükmedilmesi, tarafların ekonomik sosyal durumu, evlilik süresi ile ortak çocuklarının bulunmayışı dikkate alındığında Kanunun amacına uygun değildir. O halde 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası nazara alınarak, hakimin takdir yetkisi çerçevesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına uygun olarak yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere "toptan ödeme" kararı verilmesi hususu da tartışılıp değerlendirilerek buna göre yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacı kadın vekilinin maddi tazminat miktarına yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ile yoksulluk nafakasının toptan olarak ödenmesi hususunun değerlendirilmemesi yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi yönünden kadın yararına, yoksulluk nafakasının toptan olarak ödenmesi hususunun değerlendirilmemesi yönlerinden ise erkek yararına BOZULMASINA,
4.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.