MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1531 E., 2025/1198 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozdoğan Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2019/80 E., 2022/20 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından yoksulluk nafakasının reddi, hükmedilen nafakaların maddi ve manevi tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kadın tarafından istinaf edilmediği, erkeğin istinaf başvurusunun da yoksulluk nafakası yönünden kabul edildiği anlaşılmakla; kadın tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşen nafaka ve tazminatların miktarına dair temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. .
Kadın vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince dosya arasında bulunan sosyal ekonomik durum araştırma tutanakları tarafların mal varlığı ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, kararın davalı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar davacı kadın boşanma davasında, davalıdan daha ağır kusurlu bulunmamakta ise de dosya içine alınan hizmet döküm cetveline göre, boşanma kararının kesinleştiği tarihte davacının SGK hizmet dökümüne göre çalıştığı, ayrıca tarla niteliğinde taşınmazlarının bulunduğu, tarafların gelirlerinin birbirine yakın olduğu anlaşılmakla, kadının yoksulluk nafakası isteminin reddine karar verilmişse de yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kadının asgari ücret düzeyinde bir geliri olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyaya kazandırılan SGK hizmet döküm raporundan da kadının işten ayrıldığı belirlidir. Bu durumda tarafların gelirlerinin birbirlerine denk olmadığı ve somut olay bakımından asgari ücret seviyesindeki gelirinin kadını yoksulluktan kurtarmayacağı (Hukuk Genel Kurulu'nun 24.12.2014 tarihli 2013/2-1364 Esas ve 2014/1082 Karar sayılı kararı) dikkate alındığında kadın yararına yoksulluk nafakası verilme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. O halde Mahkemece tarafların ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği ile evliliğin süresi de göz önüne alınarak kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175 inci maddesi uyarınca uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı kadın vekilinin hükmedilen nafakalar ve tazminatların miktarına yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yoksulluk nafakası yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.