MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/662 E., 2025/927 K.
DAVA TÜRÜ: Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziosmanpaşa 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/271 E., 2023/667 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, velâyet, kadın lehine hükmedilen tedbir, yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatlar yönünden; davalı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi ve davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı erkek tarafından açılan 4271 sayılı Türk Medeni Kanununun (4271 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasında İlk Derece Mahkemesince kadının kusurlu davranışının ispat edilemediği, erkeğin kusurlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kadına devam eden şekilde şiddet uygulayan erkek ağır, erkeğin ailesinin ve akrabalarının eve gelmesini istemeyen kadın az kusurlu bulunarak erkeğin davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki ... artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.
Somut olayda erkeğin ailesi tarafından şiddete uğrayan davalı kadına ''erkeğin ailesinin ve akrabalarının eve gelmesini istememe '' vakıası yüklenmiş ise de bu eylem tepkisel nitelikte olmakla kusur olarak yüklenemez. Bu durumda davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek kusurlu bir davranışının ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Davacı erkeğin kadına şiddet uyguladığı ise sabit olup evlilik birliğinin sarsılmasında erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup davalı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle erkeğin davasının reddi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.