MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1450 E., 2025/866 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Torbalı 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/91 E., 2022/72 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı erkek tarafından davalı kadına karşı evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) un 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. 4721 sayılı Kanun'un 185 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar. Ayrıca, 186 ncı maddesine göre eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Birliği eşler beraberce yönetirler. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar. Aynı yasanın 195 inci maddesi uyarınca da evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar evlilik birliğinin sarsılmasına yönelik olarak davalı tarafın kusurunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davalı kadın tarafından daha öncesinde boşanma davası açıldığı ve bu davanın reddedildiği, erkek tarafından daha önce açılan boşanma davasının da davacı erkek tarafından takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar, dava tarihi itibariyle yaklaşık dokuz yıldır ayrı yaşamaktadır. Bu süreç içerisinde yaşayacakları yer ve aile konutunun seçimi konusunda, aralarındaki uyuşmazlığın giderilmesi için gerektiğinde hakiminin müdahalesini istemek (4721 sayılı Kanun m. 186/1 ve 195) dahil, yeterince çaba sarfetmedikleri, bu durumda; birlikte yaşama ve ortak yaşamı sürdürme yükümlülüklerini (4721 sayılı Kanun m. 185/3) yıllardır ihlal eden eşlerin, karşılıklı olarak ... görevlerini yerine getirmedikleri (4721 sayılı Kanun m. 186), bu sebeplerle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı (4721 sayılı Kanun m. 166/1) ve devamında eşler yönünden yarar kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.