MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1455 E., 2025/1388 K.
DAVA TÜRÜ: Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Erzincan 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/1015 E., 2024/560 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin ağır, davalı kadının ise az kusurlu olduğu belirtilerek açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş, kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı kadının davacı erkeğe "sen ne biçim adamsın, beceriksiz, adam değilsin, baba değilsin" şeklinde hakaretlerde bulunduğu, davacı erkeğin de başka bir kadın ile olağan dışı saatlerde birçok görüşmesinin bulunduğu, söz konusu kadını eve getirerek birlikte alkol aldıkları, bu şekilde güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, yine davacı erkeğin müşterek konutu terk ederek evin ihtiyaçları ve müşterek çocuk ...' in rahatsızlığı ile ilgilenmediği, birliğin sarsılmasında davacı erkeğin ağır, davalı kadının ise az kusurlu olduğu, erkeğin davasında 4721 sayılı TMK 166/1-2 maddesi koşulları oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş, karar davalı kadın vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki ... artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2).
Somut olayda yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından kadına kusur olarak yüklenen "erkeğe hakaret ettiğine" ilişkin vakıa yönünden dinlenen tanık beyanlarının sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut izahlardan ibaret olduğu anlaşılmakla ispatlanamayan bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi doğru bulunmamıştır. Dosya kapsamı itibariyle kadının kusuruna esas başkaca bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda davacı erkeğin Mahkemece kabul edilen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.